Kadın ve Erkek Nasıl Birarada Yaşayabilir?


05 Ağustos 2010

1686


Evlilik, birbirini tanıdığını düşünen iki farklı kişiliğin birarada yaşamaya başlamasıdır. Başlangıçta birbirine yabancı olan bu iki farklı dünya, ortak noktaların çokluğu ve birbirlerine olan olumlu duygu ve etkileşimler sonucu birarada yaşamaya başlama kararını evlilik kararı ile alırlar.

Kendisiyle birlikte bile anlaşmakta güçlük çeken insan nasıl olurda başka biriyle aynı çatı altında sorun yaşamadan hayatını devam ettirir? Bu durum eşyanın tabiatına aykırı elbette, her ilişki eninde sonunda er ya da geç anlaşmazlıkları veya çatışmaları beraberinde getirir bu kaçınılmazdır. Evlilik ile ilgili güzel bir betimleme çaydır. Bardaktaki çay evli çiftlerdir. Kaşık görümcedir ortalığı karıştırır, çaydanlığın altı kaynayan kısım, ateş açıldıkça suyu fokurdatır bu kaynanadır, çocuklar çayın şekeridir gibi. Evliliği ayakta tutan en önemli unsur kadın ve erkeğin birbirine yönelik olumlu duygusal bağlarıdır.

Evlilik iki taraf arasındaki iletişim sürecidir aynı zamanda. Kadınların erkeklerden daha fazla konuştukları bilimsel alanda da kabul görmüş bir realitedir. Bu durum kadınların daha detaylı düşündüklerini ayrıntıya daha fazla yer verdiklerini ifade etmektedir. Erkekler kadınlara göre daha sonuca yönelik düşünürler bu nedenle kadınlar kadar ayrıntıya önem vermezler.

Erkek ve kadın arasındaki en temel farklılık ise fizyolojik, fiziksel, endokrin sistemlerden kaynaklanmaktadır. Kadınların fizyolojik yapıları gereği daha fazla hormonların etkisinde kalmaktadırlar. Her genç kızın adolesan döneme geçmesi sonucu regl olması onların hormonların etkisine geçtiği ilk biyolojik gelişimdir. Özellikle doğum sürecinde ve sonrasında kadınların endokrin sistemi daha fazla aktive olmaktadır. Endokrin sistemin aktivasyonunu yükseltmesi kadınların ruh sağlığını da etkilemektedir. Doğum sonrasında kadınların yaşadığı gebelik depresyonu bu duruma önemli bir örnektir. Ayrıca ilerleyen yaşta kadınların endokrin sistemlerinin deaktive olması sonucu menapoz süreci başlar. Bu dönemde psikolojik sorunların yaşanmasına neden olabilir. Buradan da anlaşılacağı üzere kadınlar fizyolojik yapıları gereği erkeğe nazaran daha fazla endokrin sistemin etkisi altındadırlar.

Kadın ve erkekler arasındaki bunca farklılık, aralarında yaşanan sorunlarda gözden kaçan nedenleri oluşturmaktadır. Bu durumda hem erkeğin hem kadının önce kendi beden yapılarını ve özelliklerini iyi bilmeleri daha sonra da karşı cinsin yapı ve özelliklerini bilmelerini gerektirir. Bu bilince sahip olan kadın ve erkek aralarında iletişimden kaynaklanan sorunları çözebilmek için sağlıklı-doğru iletişim teknikleri ile süreci daha sorunsuz, rahat aşabilirler.

Organizma olarak birbirinden bu kadar farklılık taşıyan kadın ve erkeği bir arada tutabilecek tılsım ise; kadın ve erkeğin birbirine olan sevgilerini yaşamalarıdır, böylece iki tarafta aralarındaki her türlü sorunu tolere edebilirler.

Uzm.Psikolog Aydın ÇİVİLİDAĞ


Yorumlar