Çocuklarda Görülen Agresif Davranışlar



Çocuklarda agresiflik, düşmanlık duygusu ile ortaya çıkan bir dürtüdür. Eğer çocukların doğumlarından itibaren bu dürtüleri beslenirse ilerde tamiri zor durumlar ortaya çıkacaktır.

Ama bunun tam tersi, çocuklara küçük yaştan itibaren başkalarına düşmanca duygular beslememeleri, başka insanların haklarına saygılı olmaları gerektiği öğretilirse, toplumu uyum sağlama ve yaşıtlarıyla iletişim kurmasının önünde görülen en büyük tehlike daha büyümeden engellenmiş olur. 

Düşmanca olmayan ama normalde görülmesi istenmeyen saldırganlık ise, her istediği anında yapılan, ailesi tarafından şımartılmış çocuklarda görülür.

Saldırganlık henüz daha 6 aylık olan, tutma, elleme işlevselliğine yeni başlamış minicik bebeklerde bile görülür. Bu minicik bebek, kendi elinde oyuncağı olmasına rağmen abisinin, ablasının elindeki oyuncağı almaya çalışır. Elini uzatmaya çalışır, çekmeye çalışır, eğer oyuncağı alamazsa ağlamaya, huysuzlanmaya başlar. Bunun yanında eğer bebek 8-10 aylık ise, karşı etkileşimi, kendisinin ve başkalarının davranış biçimlerini, çatışmalı ortamı anlayabilecek zihinsel yapıya sahip demektir ki bu 8-10 aylık bebek daha sert tepkiler verecektir. Eğer davranışları, istekleri çok sert biçimde engellenirse suçluluk duygusu oluşur, suçluluk duyar. Sonrasında bu suçluluk öfkeye ve saldırganlığa dönüşür. Ama hiçbir şekilde engellenmezse ve sürekli istediği de olursa, bunu o bebek bir hak sayar. Ve bunu zihnine bu şekilde kaydeder.

Örnek Vaka;

Efe ilkokul 1.sınıfa gitmektedir. Yaşıtlarına göre daha iri yapılı, erken gelişim bir çocuktur. Sınıftaki diğer çocuklar Efe’den çekinmektedirler. Efe, sınıfta kendisinden başka kimsenin bir şeye hakkı yokmuş gibi davranmaktadır. İsteklerini, arzularını etrafında kim olursa olsun söylemekte ve yapılmasını istemektedir.

Anne ve baba ise bugüne kadar Efe’nin bu davranışları karşısında hiçbir şekilde engelleme veya konuşma yoluna gitmemiştir. Fakat okulda Efe’nin sürekli sorun yaşaması, sürekli öğretmen ve mdüür tarafında uyarı almaları morallerini bozmuştu.

Baba, tıpkı Efe gibi, iri cüsseli, aşırı öfkeli, yüksek sesle konuşan ve istekleri hemen olsun isteyen biridir. İş yerinde de bu öfkesinin ona değer kattığına inanmış ve performansının yüksek olmasını buna bağlamıştır.

Efe’ye yapılan resim-çizim testlerinde olay daha net ortaya çıkmıştır.  Efe çizdiği resimlerde, insanların vahşi hayvanlarla mücadele ettiğini kendisini de bunları izlerken bir halde resmetmiştir. Diğer resimde ise, babası ile beraber okula gittiğini ve diğer çocukların babalarına bağırdıklarını, onların da kaçtığını resmetmiştir. Bu resimleri anlatırken de heyecanlı ve coşkulu şekilde zevk alarak anlattığı görülmüştür.

Anne bu durumu fark etmiş ve bir Psikolog’dan yardım almaya karar vermiştir. Psikolog, okul rehberlik servisi ile iletişime geçerek, Efe, anne baba, okul üçgeni ile işbirliği halinde sorun üzerinde bir danışma süreci başlatmıştır. Babanın sürece dahil olması zor olsa da sonuç olarak sürece dahil olmuştur. Yapılan görüşmeler neticesinde Efe sınıf içinde ve toplum içinde nelerin nasıl ifade edileceğini, her isteğinin anında karşılanamayabileceğini, karşılanmadığında duygu durumunu nasıl kontrol edeceğini öğrenerek öfke patlamalarını ve agresif davranışlarını azaltmaya başlamıştır.

Eğer bu tarz vakalarda uzman yardımı almazsanız çocuklarınız öfke ve saldırganlığı kendine ve çevresine zararlar verecektir. Bunun geri dönüşü ise hem çocuğunuz için hem de anne-baba olarak sizin için ise hiç iyi olmayacaktır.

Sevgiler.


Yorumlar