Terapiste Ne Zaman Başvurulmalıdır?


09 Mayıs 2009

38033


TERAPİSTE NE ZAMAN BAŞVURULMALIDIR?
 
Her insan farklı bir ruh ve bedenle dünyaya gelir, her insanın ruhsal gelişim hızı ve öyküsü farklıdır. Değişim ve gelişim inişli ve çıkışlı uzun bir süreçtir, bir yolculuktur. Kişi herhangi bir sıkıntıyla karşılaştığında önce kendi öz kaynaklarını harekete geçirmelidir. Kişide ortaya çıkan bir ruhsal sıkıntı;
—doğru ve etkili bir değerlendirmeyle,
—ne kadar süredir, hangi zamanlarda, ne sıklıkla ve ne yoğunlukla ortaya çıktığını tespit etmeyle,
—iyi bir gözlem yapmayla,
—ailenin koşulsuz desteğiyle,
—yerinde müdahalelerle ve
—doğru bir bilgi edinmeyle, bazen kolaylıkla aşılabilmektedir. Ancak zaman zaman da bu yöntemlerin sonuç vermediği durumlar olabilir ve çözülemeyen sıkıntılar çoğunlukla büyüyerek içinden çıkılması gittikçe zorlaşan bir kısırdöngü halini almaya başlayabilir. İşte bu noktada bir terapistin desteğini almak faydalı olacaktır. Ayrıca terapi sadece ruhsal hastalıkların tedavisi ile sınırlandırılamaz aynı zamanda sağlıklı bireylerin daha bilinçli olmasına da yardımcı olarak hizmet verebilir. Çünkü terapi kişinin duygu ve düşüncelerinden dolayı yargılanmadan güvenli bir ortam içinde sorunlarını incelemesine imkan yaratır ve geçmişte yaşanan sorunlarla şimdikileri anlamlı bir şekilde birleştirerek farklı bir bakış açısı getirir.
“Ne zaman terapiye başvurmalıyım?” sorusu birçok kişinin kafasındaki sorulardan biridir. Bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur. Ancak kişi;
—duygusal sorunlarının çözümü için kendine zarar verici davranışlar içine giriyorsa,
—iştahtan kesildiyse,
—uyku düzeni bozulmuşsa,
—ilişkilerinde aşırı problemler yaşıyorsa,
—büyük bir kayıp yaşadıysa,
—stresini daha fazla kontrol edemiyorsa, 
—kendine güven eksikliği ya da başarısızlık duygusu yaşıyorsa,
—cinsel hayatta sorunlar yaşıyorsa,
—iş yerinizde zorluklar baş göstermeye başlamışsa,
—konsantre olamıyorsa,
—kendini mutsuz, çaresiz ve umutsuz hissediyorsa,
—terapiye gidip gitmemeyi sorgulamaya başlamışsa, vb. durumlarda bir terapiste başvurmak için doğru zaman gelmiş demektir. Kişinin yaşadığı olumsuzlukları kabullenip bir terapiste başvurması tedavinin yarısıdır. Diğer yarısını da tecrübeli bir terapistin yardımıyla kolaylıkla halledecektir.
Hayatının ve seçimlerinin sorumluluğunu alabilen, yaşadığı sorunlar karşısında ne yapması gerektiğini bilen, alternatif çözümler üretebilen, kendisini ve çevresindekileri suçlamak yerine onları anlamayı başarabilen, kendi kişisel gelişimi kadar çevresindeki insanlarında yaşamlarını zenginleştiren insanlar gerçekten mutlu, olgun ve kendi ayakları üzerinde durabilen ruhen ve bedenen sağlam ve sağlıklı kişilerdir. Bütün bunların doğru bir şekilde başarılabilmesi için;
kişinin kendisini tanıması,
çevresinde olup bitenlerin farkında olması,
doğru seçimler yapması,
sorumluluk alması,
yaşamının ve duygularının kontrolünü elinde tutması gerekir. Bu nedenle terapistler kişinin duygularının kontrolünü ele almasını ve duygularını tahlil etmesini, neyi neden hissettiğini anlamasını, kendi çözümlerini üretmesi ve hepsinden önemlisi kendisini tanıması için çalışırlar.
Hasta bir insanla sağlıklı bir insan arasındaki en büyük farklardan biri; sağlıklı insanın geleceğin korkularını ve geçmişin yükünü taşımadan, içinde bulunduğu anda herhangi bir kaygı duymaksızın nasıl mutlu yaşayacağını bilmesidir. Biz insanlar geçmiş ve geleceğin o denli etkisi altındayızdır ki; çoğu zaman çocukluğumuzun altın günlerini anarız ya da bizi en fazla keyiflendireceğini düşündüğümüz yaşamımızın bir parçasını sıkça zihnimizde tutarız. Bu durumun nedenini, o günlerin kaygısız ve hayatın sorumluluklarının omuzlarımıza henüz çökmediği günler olmasıdır. Bu nedenle geçmiş terk edilmediği, halen şimdiki zamana sızdığı için kişi hastadır. Ama şimdiyi yaşamak; hayatın anlamını kavrayarak kişinin kendi sorumluluğunu almasıdır.
Yıllardır hekimler ve terapistler insanların sıkıntılı zamanlarında onlara yol göstermeye çalıştılar, onların endişelerini, korkularını, üzüntülerini paylaşmak adına dinlediler ve "yanınızdayız, dilerseniz çözersiniz, yeter ki isteyin" mesajını verdiler. Terapistler için önemli olan "siz şu an sıkıntıdasınız, ben sıkıntınızı anlıyor, önemsiyor ve üzülmenizi istemiyoruz" diyebilmekti. Terapist ancak amatörce karşındaki hastanın sıkıntısını kendi sıkıntısı gibi görebilirse ve sevdiği insan olarak kabul edebilirse hastasına yardımcı olabilir, onu rahatlatabilir. Hasta terapiste, sevecen, anlayışlı, duyarlı, yakın, doğru ve olaylara bir bütün olarak bakabilme becerilerine sahip olduğunu düşündüğü için başvurur. Çünkü bir hastayı tanımak yalnızca eğitimle edinilebilecek bir özellik değildir, terapistin onunla arasında oluşan bağı yaşamasıdır, bu zamanla terapistin kişiliğinde belirli bir birikim sonucu oluşur veya oluşmaz. Bu bağlamda kuramsal bir noktaya takılmak doğru olmaz. Zen öğretisinde dendiği gibi; "senin içinde büyümedikçe o bilginin sana yararı olmaz." Carl Gustav JUNG da; "kuramlarını iyi öğren, ama yaşayan ruhun mucizesine dokunduğunda onları bir yana bırak" derken, terapide yaşanan süreçlerin kavramlar içine sokulmasının zorluğunu vurgulamıştır.
İnsanların ruhsal sıkıntılarını, evlilik ve cinsel sorunlarını bir kültürel oyun olarak görmeleri ve bu oyuna dışardan belli bir mesafeden bakabilme yeteneği kazanmaları çok önemlidir. "Bilgi kuvvettir" derken Bacon bunu kastetmişti. Bu yüzden ruhsal, ilişkisel ve cinsel bilgilendirme yapma çabam varoluşsal çatışmalardan kültürel kimlik sorunlarına, oradan da insanın kendini anlama ve bulmasına doğru bir yol açsın istedim. Çünkü her sorunun çözüm kaynağı kişinin içinde gizlidir.
"Sel gider, kumu kalır" misali insanoğlu yaşadığı olayların çok azını hatırlar. Bilinç düzeyinde anılardan çok, anıların sentezleri ve çıkarımları vardır. Bazen bu çıkarımlar ve sentezler; savunma mekanizmaları ile çarpıtılmış yada tamamen tersine dönmüş olabilir. Bazen de ham maddeleri olan anılar gibi onlar da bilinçdışına bastırılmış olabilir. Dürtüler ve bunlara karşı koymaya çalışan savunma mekanizmalarından doğan çatışma kişide gerilim yaratır. Doyurulmayı bekleyen dürtü; sosyal gerçekler, yasaklar, cezalandırılma tehditleri ile karşılaşır. Bu çatışma sonucu ortaya çıkan olgular; kaygı, suçluluk, ketlenme, utanç, evlilik sorunları, erken boşalma, iktidarsızlık, orgazm olamama veya vajinal ilişkiye izin vermeme şeklindeki cinsel işlev bozukluklarının belirtileri ve diğer patolojik kişilik özellikleridir. Terapi ile amacımız; var olan bu belirtileri hastanın ortadan kaldırabilmesi için bilinçdışındakileri bilinç alanına kazandırmak ve bunu yaparken de ego dediğimiz iradeyi güçlendirmektir.
Kısa Bir Öykü
“Siz ve ben fırtınalı bir havada, açık denizdeyiz. Göz gözü görmüyor. Bir kayıktayız. Her ikimizde de bir kürek var. Uzakta zorlukla seçilen bir deniz feneri var. Bu deniz fenerine doğru kürek çekmek zorundayız. Birlikte uyum içinde kürek çekersek, bu kayık sağ salim kıyıya çıkar ve terapi başarılı olur. Ama siz bir tarafa, ben bir tarafa kürek çekersek yani aramızda bir uyum olmazsa, kayık olduğu yerde döner ve batar. Terapi başarısız olur. İkimizde bunu istemeyiz. Bu nedenle birlikte uyum içinde çalışmalıyız. İşte işin sırrı budur.”
Terapiye "ben bu sorunla veya sorunlarla yaşamak istemiyorum ve tedavi olacağım" diyen ve aşağıda yazılı olan kuralları baştan kabul eden kişiler alınmalıdır. Çünkü hasta terapiste kendini anlatmak, öğretmek ve teslim etmek istemelidir. Terapistte hastasını anlamak için, var olan bilgilerini ve tecrübelerini, sezgilerini, duygularını ve hatta başarısızlıklarını da bir araç olarak kullanmalıdır. Terapist kalıplaşmış bilgilerin yerine, her hastayı tek ve eşsiz gören bir yaklaşımı kabul etmelidir. Hasta şimdi ve buradadır. Terapi sürecinde terapistin yorumları, tarafsızlığı, anlayışı, gerektiğinde sessizliği, hastamın öznel dünyasında yankılanır. Unutulmaması gereken önemli bir nokta; annenin hangi ninniyi söylediği değil, çocuğun onu nasıl algıladığıdır.
İnsanın ruhsal ve cinsel sırlarını çözme yolculuğunda büyük bir deneyim ve bilgi zenginliğine sahip olunması gerekir. Terapist, hastanın getirdiği farklı malzemeler arasında bağlantılar kurmalı, varsayımlar oluşturmalı ve inşa ettiği tanıyı hastasına net bir şekilde anlatmalıdır. Yani gözleri bağlı adamların bir filin değişik yerlerine dokunup, fili sadece o parçaların bilgisi ile tanımlamaları gibi, terapist de edindiği tüm farklı bilgileri, bir fil tanımında buluşturmalı ve her şeyi hesaba katarak tanısını koymalıdır.
Terapide Kontrat Maddeleri
—Hasta terapistiyle birlikte belirleyeceği randevu takvimine uymaya söz vermelidir.
—Hasta terapist tedaviyi kesmeden tedaviye ara vermemelidir.
—Hasta terapi sürecinse boşanma, ayrılma, iş değiştirme vb. hayatını etkileyecek kararlar almamalıdır ya da bu kararlarını uyguladıktan sonra terapiye gelmelidir.
—Hasta terapistin vereceği ev ödevlerini yapmaya söz vermelidir. Çünkü yapmamakla, yapamamak ayrı şeylerdir.
—Hasta her konuda terapistine açık, samimi ve dürüst olmaya söz vermelidir.
—Hasta dışavurumlarını kontrol altına almalıdır. Hasta kendisine ve çevresine zarar vermeyeceğine de söz vermelidir.
—Hasta terapistin önereceği kitapları ve notları okumaya söz vermelidir.
Yukarıdaki maddeleri başından kabul eden hasta veya hastalar terapiye alınmalıdır. Ama önce hasta 24 saat düşünmeli ve öyle karar vermelidir. Çünkü aceleyle verilen kararlar sağlıklı olmaz. Kontrat maddelerini kabul eden ancak terapi süreci içinde bunlara uygun davranmayan hastalar terapist tarafından önce uyarılır. Eğer hastanın kontrat maddelerine tecavüzü devam ederse, terapist terapinin kesileceğini hatırlatır, hasta yine devam ederse terapist terapiyi sonlandırabilir.
Randevuya Gelirken Hastanın Bilmesi Gerekenler
—Terapistin önerdiği kitaplar ve hasta için hazırladığı notlar dikkatlice okunmalıdır.
—Muayene veya danışmanlık için hastanın randevu verilen saatte gelmesi önemlidir.
—Daha önce yapılmış tüm film ve tetkikleri hasta terapistte göstermek için yanında getirmelidir.
—Hasta muayene randevusu için verilen tarih ve saatte terapisttin ofisine gitmelidir.
Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için kendinize ilgi gösterin. Duyguları, korkuları, sevinçleri ve özlemleri olan bir insan olduğunuzu hiçbir zaman unutmayın. Yaşamın tüm zorluklarını göğüsleyin. Güneş ışığı gibi olun, yaşamın tüm güzel renklerini içinizde barındırın. Tüm bunlara rağmen cinsel yaşamınızı renklendirmek ve sorunlarınıza çözüm bulma ihtiyacınız olduğunda, görüşmek için terapistler hazır olacaklardır. Ve terapistler sizlere yardımcı olduklarını görebildikleri, sizlerin sesini duyabildikleri ve sizlerin sevgisini hissedebildikleri sürece var olacaklardır.
Kısa Bir Öneri
"Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek" dediği gibi şairin, o telaşla sevdiklerinizle doyasıya sohbet edemediniz. Gözünüz saatte söyleştiniz, hep konuşur gibi yaşadınız, yarışır gibi çalıştınız. Hep yetişilecek bir yerleriniz vardı, aranacak adamlarınız, yapılacak işleriniz. Bir sonraki günün telaşı bir öncekine karıştı, başkalarının hayatı sizinkini aştı. Sabahları çalar saat sesi yerine, kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu veya sevgilinizin busesiyle uyanma düşlerini hep ertelediniz. Yirmili yaşlardayken otuzlara kurdunuz saatinizin alarmını, otuzlarınızda kırklara, belki sonra ellilere. Lakin öyle yanlış kurgulanmıştı ki hayat, kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size, artık uyku girmez olmuştu gözlerinize. Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda; söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmadı yanınızda. Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz vakti gelip sandıktan çıkardığınızda; birde baktınız ki tedavülden kalkmış.  Tedavülden kalkmadan hayatınız cinsel terapiye/evlilik terapisine gelin. Kendiniz ve sevdikleriniz için gerçekten bir şeyler yapın.
 
 
 
DEVAMI İÇİN “En İyi Terapistim BEN” adlı kitabımı alınız...
 
Yukarıda yer alan yazı “En İyi Terapistim BEN” adlı kitabımdan alınmıştır ve tarafımdan bizzat yazılmıştır. Kaynak göstermeden alıntı yapmak kesinlikle yasaktır. Kaynaklar “Kaynak: “www.drcemkece.com” şeklinde olmalıdır.

Yorumlar