EMDR Nedir? Vaka Sunumu


03 Kasım 2014

1957


EMDR Nedir?

EMDR; göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme olarak dilimize tercüme edilen, kısa sürede son derece etkili çözümler üreten bir psikolojik tedavi yöntemidir.

EMDR’nin Doğuşu ve Kullanım Alanları

Psikoterapi tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan EMDR terapisi; Dr. Francine Shapiro tarafından keşfedilmiştir.

Amerikalı psikolog Francine Shapiro kendi anlatımına göre; 1987 yılında bir gün parkta yürürken bir anda aklındaki bazı rahatsız edici düşüncelerin kaybolduğunu fark eder. Daha sonra, bu düşünceleri tekrar hatırladığında artık eskisi kadar rahatsızlık vermediğini fark etmiştir. Bu durumun gözün hareketleriyle alakalı olduğunu düşünmüş, böylece istemli göz hareketlerinin; olumsuz ve rahatsız edici düşüncelerin yoğunluğunu azalttığını keşfeden Dr. Shapiro bu deneyimi sistematik bir hale getirmek için travmatize olmuş Vietnam gazileri ve cinsel istismar mağduru 70 kişilik bir gönüllü grubuyla 1989 yılında çalışmalarına başlamıştır. Bu çalışmalarla birlikte ani bir biçimde gelişen ve tek bir olaydan (kaza, işkence, doğal afet, bir yakının kaybı) kaynaklanan travmalar ve sonrasında oluşan stres bozukluklarının tedavisinde kullanılmaya başlanan EMDR tekniği; günümüzde fobiler, panik bozuklukları, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, migren gibi daha bir çok rahatsızlığın tedavisinde kısa zamanlı etkili bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Öyle ki Dünya Sağlık Örgütü; travmaya bağlı bozuklukların tedavisinde en etkili iki tedavi yönteminin Bilişsel-Davranışçı Terapi ve EMDR Terapisi olduğunu ve tercih edilmesi gerektiğini beyân etmiştir.

EMDR Nasıl Tedavi Eder

Peki bu kadar etkili olduğu söylenen EMDR terapisi nasıl tedavi ediyor?

Deneyimlediğimiz her şey; sağ ya da sol beyin küresi tarafından algılandığında beynin diğer yarı küresine iletilerek işlenmiş olur. EMDR; bazı yaşantılarımızın işlenmeden saklandığını ve problemli davranışlarımızın kökeninde işlenmemiş anılarımızın olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu görüşü destekleyen bilimsel çalışmayı Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Profesörü Van Der Kolk yapmıştır. Dr. Kolk’un yapmış olduğu nörobiyolojik araştırmalar göstermiştir ki travmatik anılarımız beynimizin algılanan yarısında kalarak diğer yarısına işlenmeden tıpkı bir kapsül gibi kapalı bir biçimde saklanıyor. EMDR; İşlenmemiş bu anıları; hızlı göz hareketleri, çift yönlü dokunma (danışanın her iki diz kapağına bir aparatla hafifçe vurma) ya da yine çift yönlü sesli uyarımlarla beynin her iki yarı küresini çalıştırmak sûretiyle işlemeyi amaçlar. Bu yollarla uygulanan  EMDR tekniğinde tedaviyi sağlayıcı bileşenler vardır. Bunlar; erişim, uyarım ve hareket/değişim bileşenleridir.

  • Erişim; fonksiyonelliği olmayan, işlenmemiş  ve bir kapsül gibi saklanan bu anıya ulaşmayı ifade eder.
  • Uyarım ; ulaşılan bu yaşantının aktive edilmesi ve saklanan bölgeden çıkarılması yani anıya tekrar dokunmayı ifade eder.
  • Hareket/Değişim ise;  bilgiyi (anıyı) beynin her iki yarı küresine adaptif olarak işleme ve pozitif bir biçimde çözüme kavuşturmayı ifade eder.

EMDR Tedavisi Aşamaları

EMDR terapisi yapılandırılmış bir terapi yöntemidir ve 8 aşamadan oluşur. Bunlar;

  1. Danışanın Geçmişi: Bu aşama; danışanın ve probleminin gelişimsel hikayesinin alındığı aşamadır.
  2. Hazırlık: Bu aşama oldukça önemli bir aşamadır. Danışana tedavi süreciyle ilgili psikoeğitimin verildiği aşamadır. Danışan terapi tekniği hakkında bilgilendirilir. Uyarımın ne şekilde yapılacağı (göz hareketleri, hafifçe vurma ya da sesli uyarım) danışanın tercihiyle belirlenir. Bunun yanında ciddi travma vakalarında; danışanın seans sırasında yoğun duygulanım (abreaksiyon) yaşaması durumunda kullanılabilecek ‘Güvenli Yer’ çalışması yapılmalıdır.
  3. Değerlendirme: Burada terapist; son yaşanan olayı, üzerinde çalışılacak olan hedef anıyı, danışanın kendiyle ilgili yanlış olumsuz inancını, terapi süreci sonunda  danışanın kendiyle ilgili sahip olmayı istediği olumlu inancını, danışanın duygularını olumsuz şekilde etkileyen tetikleyicileri, duygularını ve beden duyumlarını alır. Aldığı her bilgi için daha sonra karşılaştırmak üzere puanlama yaparak bir sonraki aşamaya geçer
  4. Duyarsızlaştırma: Bu aşama; işlenmemiş travmatik yaşantının çift yönlü (bilateral) uyarım yoluyla beynin her iki yarısına da işlenmesinin sağlandığı aşamadır.
  5. Yerleştirme: Danışanın terapi süreci sonunda kendiyle ilgili sahip olmayı istediği pozitif inancının yerleştirilmesi, yine çift yönlü (bilateral) uyarım yoluyla gerçekleştirilir.
  6. Beden Tarama: Danışan tarafından, pozitif inancının bedensel duyum olarak fark edilmesinin sağlandığı aşamadır.
  7. Tamamlama: Seans tamamlanır ve danışana yine seans süreci ve sonrası hakkında bilgi verilir. Seansta yapılan işlemenin bir sonraki seansa kadar devam edeceği, bir sonraki seansa kadar önemli gördüğü konuları not etmesi  ve gerekirse üzerinde durulacağı bilgisi verilir.
  8. Yeniden Değerlendirme: Bu aşamada terapist ile danışan süreç üzerine değerlendirmeler yaparak yeniden çalışılması gereken bir şey olup olmadığına ya da terapinin sonlandırılmasına karar verir.

EMDR Tedavi Süresi

EMDR ile tedavi süresi hakkında bir şeyler söyleyebilmek için rahatsızlıkların ayrı ayrı ele alınması ve bu bağlamda konuşulması gerekir. Ancak EMDR; psikoterapi teknikleri arasında en kısa süreli tedavi yöntemlerinden biri olarak kabul görmektedir. Genellikle ilk seanstan itibaren etkisini göstermeye başlayan EMDR terapisi ile, bir çok rahatsızlıkta 5-10 seansta kesin çözüm alınmaktadır. Ancak çok az da olsa bazı psikolojik bozukluklarda seans sayısı artabilmektedir.

Mesela; travmaya bağlı stres bozukluklarının tedavisinde travmanın çeşidi tedavi süresini değiştirebiliyor. Birinci tip travma dediğimiz; kayıp, kaza, tecavüz, deprem, fiziksel saldırı vb. şeklinde kısa süreli ve beklenmedik bir biçimde yaşanmış travmalara bağlı stres bozukluklarının tedavisi kısa sürelidir. Ancak ikinci tip travma dediğimiz; doğası gereği daha kalıcı ve oluşması için çocuklukta cinsel ya da fiziksel saldırı gibi, işkence gibi tekrarlayan travmalar, kişinin kendisini ve dünyayı olumsuz olarak algılamasına neden olduğundan bu tip travmalara bağlı stres bozukluklarının tedavisi daha uzun süreli olabilmektedir.

EMDR terapisinin; travmalar başta olmak üzere birçok psikolojik rahatsızlıkta etkili olduğunu zaten belirtmiştim. Danışanlarım bir problemle bana geldiklerinde;  bir terapist olarak EMDR terapisini problemlerinin çözümü için uygun gördüğüm zaman bunu onlarla paylaşırım ve tedavi yönteminin ne olacağına birlikte karar veririz. EMDR terapisi uygulamaya başladığım zamandan bu yana bir çok danışanıma EMDR terapisi uyguladım ve kesin çözümler aldım. EMDR terapisinin travmalar dışında ne kadar etkili olabildiğini göstermek amacıyla panik bozukluğu nedeniyle bana başvuran bir danışanımın vakasını sunmaya karar verdim.

VAKA SUNUMU

Danışan T.’nin annesi beni arayarak 18 yaşındaki lise son sınıfa giden kızını, panik atak rahatsızlığı nedeniyle getirmek istediğini söylemiş ve randevu talep etmiştir. Danışan T. randevu gününde kliniğimizde annesi ile birlikte görüşmeye alınmıştır. Bir süre annenin de katıldığı görüşme daha sonra danışan T. İle devam ettirilmiştir. İlk görüşmede danışan T.’nin ve rahatsızlığının gelişimsel hikayesi alınmış, EMDR terapisi kısmen (güvenli yer çalışması)uygulanmıştır.

Danışan T. bayan, 18 yaşında, Anadolu kentlerinden birinde doğmuş ve 2 yaşından beri İstanbul’da ikamet ediyor. Babası orta sınıf esnaf olan T.’nin ailesinin ekonomik durumu normal düzeyde olup istekleri çoğunlukla yerine getirilebiliyor. Bir ablası ve bir ağabeyi bulunan T.’nin aile içi ilişkileri oldukça sağlıklı görünse de anne ile görüşme sırasında; annenin kaygılı bir kişi olduğu ve bu kaygısını çocuğuna yansıttığı gözlenmiştir.

BİRİNCİ SEANS

Danışan T. rahatsızlığını “içimde her zaman kötü bir şeyler olacak korkusu var” şeklinde anlatmaya başlamıştır. Bu durumun ne zaman başladığı sorulduğunda; 3 ay önce evde kuzenleriyle birlikte bir korku filmi izlerken çok korktuğunu ve film bitiminde mutfağa su almak için giderken titreme ile birlikte içinde çok derin bir korku duyduğunu, o sırada kalbinin parçalanacak kadar hızlı attığını, nefes almakta zorlandığını, içinden ‘cin’ çıkıyormuş gibi hissettiğini söylemiş ve bunu “tam olarak ölüyorum zannettim” şeklinde ifade etmiştir. Yaşanan tüm sürecin bir panik atak olduğu ancak içinden ‘cin’ çıkmayla ilgili özel bir algı olduğu dikkat çekici bulunmuş, seans sırasında danışan ruhani varlıklardan çocukluğundan beri çok korktuğunu belirtmiştir. Yaşanan bu olaydan sonra panik bozukluğu ortaya çıkmış ve danışan T. tek başına hiçbir şey yapamaz hale gelmiştir. Başına kötü şeyler geleceği korkusuyla gece yalnız yatamamakta, yalnız başına dışarı çıkamamakta ve okula bir arkadaşıyla gidip gelmektedir. Sadece dayılarının evine gittiğinde kendini rahat ve kaygısız hissettiğini söyleyen danışan bunun sebebini; dayılarında birden fazla araba olduğu için başına kötü bir şey gelirse hemen hastaneye yetiştirebilecekleri olarak belirtmiştir. Danışan T. son olarak yanında 7 yaşındaki kuzeniyle birlikte mahallelerinde bulunan markete çıktıklarında yoğun kaygı nedeniyle kuzeninin elini bırakıp koşarak eve kaçmıştır.

Danışan T. dinlendikten sonra; EMDR terapisinin etkili bir çözüm olabileceği söylenerek EMDR hakkında bilgilendirildi. Bunun yanında başka terapi yöntemlerinin de uygulanabileceği ancak terapist olarak tercihimin EMDR terapisi olduğu söylendi. Danışan T. ile birlikte tedavi yöntemi olarak EMDR terapisinin kullanılmasına karar verdik.

Danışan T. rahatsızlığından ve korkularından bahsederken yüzü kıpkırmızı kesiliyor, şiddetli nefes alıp vermeleri başlıyor ve tedirgin bir biçimde ellerini sürekli olarak ovuşturuyordu. Bu durum EMDR seansı sırasında yoğun duygulanım (abreaksiyon) olabileceğini düşündürdüğünden  bu seans içerisinde ‘güvenli yer’ çalışması yapılmıştır.

Danışan T; güvenli yer olarak ormanın içerisinde, yeşillikler arasında göl manzaralı ahşap bir ev seçti. Zihninde tam olarak yaşayabilmesi için sorularla yönlendirilen danışandan güvenli yerini daha detaylı tarif etmesi istendi. Danışan T; yanında çok sevdiği ‘golden’ cinsi köpeğinin olduğunu, hafif bir müzik sesi eşliğinde tenine çarpan ılık havayı hissettiğini söylemiştir. Danışan T.’ye hayalindeki yere bir koku ekleyebileceği söylenmiş, danışan da yasemin kokuları aldığını söylemiştir. (Burada amaç danışanın güvenli yer’ine ait, olabildiğince ayrıntı eklemek, tüm duyu organlarına ait verileri aktifleştirerek seans içerisinde daha kullanışlı hale getirmektir.) Danışandan ‘güvenli yer’ için bir temsil sözcük seçmesi istenmiş ve danışan; ‘’cennetim’ kelimesini seçmiştir. Danışana seans sırasında kendini çok kötü hissederse eliyle işaret edebileceği, bu durumda hemen güvenli yere geçiş yapabileceğimiz bilgisi verilmiştir.

‘Güvenli yer’ çalışması tamamlandığında danışan T.’ye EMDR hakkında bilgi verilmesinin yanında araştırma yapmasının da iyi olacağı söylenmiş ve seans sonlandırılmıştır.

İKİNCİ SEANS

İkinci seans’ta terapi planlaması yapılmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken şey; hedef anı olarak belirlenen yaşantının problemle hiç alakası yokmuş gibi görünmesidir. Ancak EMDR terapisinde önemli olan şey; danışanın hatırlayabildiği kadar geriye gitmesi sağlanarak negatif inancının ilk olarak ne zaman ve nasıl oluştuğunun belirlenebilmesidir. Danışan sürekli olarak başına bir şeyler geleceği kaygısı nedeniyle kendiyle ilgili negatif inancını ‘güvende değilim’ olarak belirlemiş ve danışana bu inancı ilk olarak ne zaman hissettiği sorulmuştur. İlk başlarda konuyla bağlantılı anılarına giden danışandan, konuyu bir tarafa bırakması ve sadece negatif inancına (güvende değilim) odaklanması istenmiştir. Danışan; ilkokul birinci sınıfta yaşadığı bir anısını hatırlamıştır. Bir gün okul çıkışında annesini bulamadığını ve o kalabalık içerisinde güvende olmadığı inancıyla bir oraya bir buraya koşturarak annesini bulmaya çalıştığını söylemiştir. Dolayısıyla bizim öncelikle üzerinde çalışacağımız ve en önemli gördüğümüz anı; inancın oluştuğu temel anıdır. Temel anıda oluşan olumsuz inancı değiştirdiğimizde sonraki tüm olumsuz anılardaki inanç da değişecektir. Tıpkı bir domino taşı gibi en önde olana değdiğinizde sonuna kadar hepsi yıkılacaktır. Terapi planlamasına göre ilk olarak hedef anı (ilk anı), daha sonra en kötü anı, daha sonra son yaşanan olay, daha sonra da tetikleyiciler aynı aşamalarla çalışılacaktır. Terapi planlaması şu şekildedir.

Problem :

  • Panik bozukluğu - SUD: 10
  • Son Yaşanan Olay : Film sonrası atak geçirmesi                                           SUD: 10
  • Negatif İnanç : Güvende değilim                                                       SUD: 7
  • Pozitif İnanç : Artık güvendeyim                                                       VOC: 2
  • Duygu ve Beden Duyumu : Korku - Göğüs bölgesinde
  • İlk Anı : 7 yaşındayken okul çıkışı annesini bulamadığı anı                   SUD: 5
  • Resim - İmaj : Sağa sola koşturarak annesini araması

En kötü Anı : Film sonrası atak geçirmesi                                           SUD: 10

Tetikleyiciler :

  • Ruhani varlıkların konuşulması                                               SUD: 10
  • Ölüm sonrasına dair konuşmalar                                            SUD: 9
  • Doğal afet haberleri                                                    SUD: 8

 

NOT: SUD: 0-10’luk skalada rahatsızlık derecesi, VOC: 1-7’lik skalada inancın geçerlilik puanıdır.  Amaç rahatsızlık derecesini (SUD) 0-1’e indirmek pozitif inancın geçerlilik düzeyini de (VOC) 6-7’ye yükseltmektir.

İkinci seansta hedef anı olarak ele aldığımız anı; danışanın negatif inancının oluştuğu ilkokulda yaşadığı olaydı. Danışandan; ilk anısındaki koşturarak annesini aradığı sahneye odaklanması  istenerek çift yönlü (bilateral) uyarıma başlandı. Danışan aslında şu an için çok fazla etkileyici gelmeyen o sahneye odaklandığında içinde derin bir korku hissettiğini söyledi. Çift yönlü uyarıma korku duygusundan devam edildiğinde danışanın aşırı olmayan bedensel tepkiler verdiği (nefes hızında artış, göz kapaklarının hızlı hareketlenmeleri) gözlendi. Bu veriler işlemenin yapılıyor olduğunu gösteren bedensel tepkiler olarak değerlendirildi. Yaklaşık 20 dakika devam eden uyarımlar sonunda ilk anının SUD’ı (rahatsızlık düzeyi)  sorulduğunda danışan ‘0’ olduğunu söyledi. Başlangıçta ‘5’ düzeyinde rahatsız edici olan anının bu kadar kısa sürede sıfırlanmasını danışan şaşırtıcı ve komik olarak nitelendirdi.

Daha sonra en kötü anı ile çalışılmaya başlandı. Bu vakada en kötü anı ile son yaşanan anı aynı olarak seçilmiştir. Bu çoğu zaman karşılaştığımız bir durumdur.

En kötü anımız ve aslında rahatsızlığın da patlak verdiği anı, yine çift taraflı uyarımla işlenmeye başladı. Ancak danışan bir süre sonra ciddi bedensel tepkiler eşliğinde  yoğun duygulanım  yaşadı ve eliyle işaret ederek seansı durdurmak istediğini belirtti. Bunun üzerine danışana cennetine (Güvenli yer) gitmesi söylendi. Danışanın oluşturduğu güvenli yere ilişkin ayrıntılı tasvirlerle danışanın kendini güvende hissetmesi ve rahatlaması sağlandı. Ardından danışana yoğun duygulanımın aslında problemin çözümü için olumlu olduğu ve kendini hazır hissediyorsa seansa devam etmenin iyi olacağı söylenerek işleme devam edildi. Zaman zaman SUD puanı alınsa da puanda ciddi bir düşüş görülmedi ve seansın da sonu geldiğinden danışana tamamlanmamış seans işlemi uygulandı. Danışan ile tekrar güvenli yer ve rahatlama (relaksasyon) çalışması yapılarak seans sonlandırıldı. Danışana işlemenin devam edeceği ve önemli gördüğü şeyleri bir sonraki seansta ele almak üzere not etmesi gerektiği söylendi.

Bunun yanında danışana bazı ev ödevleri verileceği söylendi. Öncelikle yalnız başına yapmakta en çok zorlanacağı şeylerden başlayarak en az zorlanacağı şeylere doğru bir liste çıkarıldı. Danışan; listesinin başına ‘Eminönü’ne gitmek’ yazdı. Listenin en sonuna da ‘evin önüne inip çıkmak’ yazdı. Bunun üzerine danışanın yapmakta en az zorlanacağı eylemi yapıp yapamayacağının değerlendirmesi yapıldı. Değerlendirme sonucunda danışan;  evin önüne yalnız başına inip çıkmayı gerçekleştirebileceğini söyleyerek ödevi kabul etti. Bu şekilde seans sonlandırıldı.

ÜÇÜNCÜ SEANS

Üçüncü seansa gelen danışan, geçen bir hafta içerisinde zaman zaman kendini kötü hissettiğini, korkunç rüyalar gördüğünü söyleyerek kaygılandığını belirtti. Bu aşamada danışana bunların hepsinin normal şeyler olduğu, bir çok danışanımızda ilk başlarda kötü duygular oluşabildiği, yaptığımız işlemin bazen sancılı olabileceği ama bizi çözüme götüreceği söylenerek kaygıları giderildi. Ayrıca danışan; evin önüne inip çıkabildiğini ve kaygı hissetmediğini, bu hafta yaşadığı kötü duygulara rağmen bunun olumlu bir şey olduğunu fark ettiğini söyledi.  Ancak daha uzak yerlere gitmek için hazır olmadığını ve terapiye yine annesi ile gelebileceğini söyledi.

Seansa kaldığımız yerden devam edeceğimiz belirtilerek seansa başlandı.  Danışanda yoğunlaşmaya neden olan sahne ayrıntılı olarak anlattırıldığında danışan; sahnede içinden cin çıkan bir kız ve onu izleyen bir de kızın ablası olduğunu söyledi. Danışana o kızın kendisi, izleyen kişinin de kendi ablası olup olmadığı soruldu.  Danışan şaşırmış bir biçimde sahnedeki yüzlerin kendisine  ve ablasına ait yüzlere benzediğini ve bu nedenle çok korkutucu bulduğunu söyledi. Danışana yüzlere odaklanması gerektiği söylenerek çift yönlü uyarıma devam edildi. Danışan devam eden seans içerisinde yavaş yavaş yüzlerin değiştiğini ve bir süre sonra sahnedeki yüzlerin artık tamamen farklı kişilerin yüzleri olduğunu şaşırtıcı ve rahatlamış bir biçimde ifade etti. Rahatsızlık derecesi alındığında SUD: 4 olarak verdiğinden çift yönlü uyarıma devam edildi. Seans sonunda SUD: 1 olarak alındı ve EMDR uygulaması sonlandırıldı. Danışan kendini çok rahat hissettiğini ve çok şaşırdığını söyledi. Danışana bir önceki seans nasıl kötü hissettiyse şimdi de iyi hissetmesinin normal olduğu ve kesin çözüm için terapi programının birkaç seans daha devam etmesi gerektiği söylendi.  Bunun yanında danışan T. ile birlikte okuluna yalnız gidip gelme denemesi üzerine konuşuldu. Danışan; ilk başlarda gerçekleştiremeyeceğini düşündüğü bu eylemi, seans sonuna doğru kesinlikle yapabileceği bir şey olarak gördü ve bir sonraki seansa gelmeden okuluna yalnız başına gidip geleceğini söyledi. Seans bu ödevle sonlandırıldı.

DÖRDÜNCÜ SEANS

Danışan dördüncü seansa gayet neşeli bir şekilde geldiğinde; verilen ödevi başarı ile tamamladığını hatta daha uzak birkaç yere de yalnız başına gidip geldiğini ve hiç kaygı yaşamadığını belirtti. Yapmak da en çok zorlanacağı Eminönü’ne gitmek için biraz motivasyona ihtiyacı olabileceğini söyledi. Danışan başardığı ödevler için tebrik edildi ve daha iyileri için yüreklendirildi.  Danışanın deneyimleri paylaşıldıktan sonra EMDR seansına geçileceği ve tetikleyicilerle çalışılacağı söylendi. Yukarıda listelenen tetikleyicilerin her biri çalışılarak hepsinin de ayrı ayrı rahatsızlık düzeyleri alındığında hepsi ‘0’ olarak tamamlandı. Bu seansla birlikte duyarsızlaştırma aşaması bitirilmiş pozitif inancın (artık güvendeyim) yerleştirilme aşamasına geçilmiştir. Daha yerleştirme aşamasına hiç geçmeden pozitif inancın geçerlilik düzeyi terapinin başladığı zamana göre artmış VOC (geçerlilik düzeyi) 2’den 4’e yükselmiştir. Danışanın artık güvende olduğuna olan inancı üzerine EMDR çalışmasına devam edilmiş kısa bir zaman içerisinde danışan pozitif inancın geçerlilik puanını en yüksek puan olan VOC: 7 olarak ifade etmiştir. Danışana son bir değerlendirme seansı yapılacağı söylenerek seans sonlandırılmıştır.

BEŞİNCİ SEANS

Danışan; annesinin kliniğimize beraber gitme teklifine karşın yalnız gelmeyi tercih ettiğini söyleyerek beşinci seansa tek başına gelmiştir. Zaten artık her yere kendi başına çıkabildiğini, yalnız kalmaktan korkmadığını, kötü şeyler olacakmış gibi hissettiği zamanların çok uzak geldiğini söylemiştir.  Danışana deneyimlerinin kendini nasıl hissettirdiği sorulduğunda hayattan artık zevk aldığını, yapabildiği kadar çok şey yapmak istediğini söylemiştir. Danışan sürecin kendisi için çok olumlu olduğunu bu kadar kısa sürede çözülebileceğini düşünmediğini ancak sonucun kendisini çok memnun ettiğini ifade etmiştir. Danışana listenin en başına yazdığı şeyi (Eminönü’ne gitmek)yapma konusundaki düşünceleri sorulmuş, danışan yapmasının gereği olmadığını çünkü onun için bunun artık bir amaç olmadığını, zaten istediği zaman hiçbir kaygı ve kötü his duyumsamadan her şeyi yalnız başına yapabileceğini söylemiştir. Danışana terapi programının tamamlandığı ancak birkaç ay sonra durum değerlendirmesi yapmak üzere görüşülebileceği söylenerek seans sonlandırıldı.

Gerçekleştirilen bu tedavide aslında Bilişsel bir yöntem olan EMDR terapisinin yanı sıra Davranışçı teknikler de kullanılmıştır. Zaten bir çok terapide yalnızca tek bir metoda bağlı kalmak ve o metodun sınırları dışına çıkmamak neredeyse mümkün değildir.  Ancak bu kadar kısa zaman içerisinde kesin bir çözüme ulaşılması EMDR terapisinin etkililiğini göstermektedir.

Kaynak

  • EMDR Terapisi Teknikleri İle Acı Anıları Silmek, Dr. Francine SHAPIRO
  • Ruhsal Travma Tedavisi İçin EMDR,Önder KAVAKÇI
  • EMDR I. Düzey Eğitimi Ders Notları, Davranış Bilimleri Enstitüsü
  • EMDR II. Düzey Eğitimi Ders Notları, Davranış Bilimleri Enstitüsü

 


Yorumlar