Dikkat Dağınıklığı


26 Mart 2009

3941


“İlgi neredeyse dikkat oradadır.”

Odaklanma sorunu çağımız insanının ve özellikle de eğitim sistemimizin en önemli sorunlarından biri. Bu sorun bazı kişilerde biyolojik etkenlerle karşımıza çıksa da daha çok psikolojik nedenlerle var olageldiği bilinen bir sorundur.

Birçok kez kendimizi “kendimi işe veremiyorum” önermesini seslendirirken buluruz. Kendimizi o işe veremeyişimiz ise, odaklanamamaktır. Kendimizi her hangi bir işe veremezken, çoğunlukla, altta zihnimizi meşgul eden durumların farkında bile olmayız. Bazen şu veya bu nedenle dikkatimizi toparlayamadığımızı ifade etsek de genellikle bizim söylediğimiz nedenlerin dışında başka nedenler vardır.  Bizler, kendimizle ilgili dikkatimizin dağıldığı alanlarda kendimize karşı anlayışlı olmakla beraber çoğu kez aynı anlayışı ders çalışmasını istediğimiz çocuklarımıza karşı göstermeyiz.  

 Onların geleceğinden duyduğumuz kaygı çoğu kez bizi öylesine kör eder ki; ilgisizliklerinin altında neyin, nelerin olduğunu araştırmaya kalkmadan tepki geliştiririz. Tabi kör bir anlayışla geliştirilen tepki, istenilmeyen sonuçların oluşmasına yol açar. Bu istenmeyen sonuçların yanında çocuğumuzun dikkat probleminin hala çözülmediğini fark ettiğimizde ise eteklerimiz daha beter alevlenir ve daha profesyonel bir yardım peşine düşeriz.

Bu gidiş, genellikle ailelerin feryad figan Rehberlik Servislerine, Psikologlara veya Psikiyatristlere koşturması ile son bulur. Aile normal koşullarda “benim çocuğumun Rehber Öğretmene veya farklı bir danışmana ihtiyacı neden olsun” tavırlarındayken, birden bire başa çıkamadığını fark ettiği bu durumda sığınılacak son noktayızdır. Aile birçok yolu denediğini hatta ‘okuldan alıp tamirciye çırak olarak vereceği’ tehdidinde de bulunduğunu –ki bu günümüz gençliğini pek de korkutmayan bir tehdittir, aileler çocukluklarında öyle korkutuldukları için denerler- ifade eder. Artık “her yolu” denediği için burası son kapıdır.

 

Oysaki öğrencinin, dersi dinlemesi, iyi notlar alabilmesi ve uzun zamanlarını ders başında geçirmesi için çok fazla nedeni vardır.  Bunun farkında olan danışmanın öncelikle dikkatini toparlayamayan genci hangi yolla yönlendireceğini bilmesi gerekir. Bu ilk adımı da öğrencinin dikkatini hangi nedenle tekrar derslerine verebileceğini öğrenmektir. Birçok nedenin arasından o öğrenci için  özel olanın seçilmesi gerekmektedir.

 

Daha sonra yapılacak şey ise öğrenciyi meşgul eden, şimdiyi ve geleceği düşünmesini önleyen ve onu sınırlayan nedenlerin belirlenmesi ve ortadan kaldırılması olacaktır.

 

Ailelerin ve ne yazık ki birçok eğitimcinin de düşüncelerinin aksine öğrencinin tek sorumluluğu dersleri değildir. Bu bakış açısı, öğrenciyi kendini gerçekleştirme yolunda ilerleyen bir birey olarak görmeyen bir bakış açısıdır. Bu bakış açısının aksine öğrenci, her yaş grubunda, derslerinden önce kendini gerçekleştirmeye çalışan bireydir. Dersler ise ancak ve ancak birey tarafından bu yolda işine yarayabilecek bir şey olarak görüldüğünde önem kazanmaktadır. Yoksa neden ilgilendiği alanlarda rahatlıkla başarılı olabilirken, ilgisini çekmeyen, bir de zorlayıcı konumda olan dersler karşısında çabuk sıkılan bir yapı göstersin?

 

Genç, kendini gerçekleştirme yolunda beğenmek-beğenilmek, sevmek-sevilmek, güvenmek-güvenilmek, kabul etmek-kabul edilmek ihtiyacı içerisindedir. En başta da kendisinin olduğu gibi kabul edilmesini isteyecektir. Bu onun kendisini karşısındakine açmasının kilididir. Bu bağı kurabilen kişi, onu değişim yoluna sokabilecek kişi olabilir ancak.

Bireyle kabul edilebilir bir bağ kuran, onun isteklerinin-ihtiyaçlarının farkına varabilen ve bireyin dikkatini yoğun bir şekilde çeken şeylerin farkına varıp bunlar için gerekli düzenlemeyi yapabilmesini sağlayan bir danışman, rahatlıkla bireyin dikkat dağınıklığını önleyecek ve ilgisini istediği alana çekerek başarılı olmasını sağlayabilecektir.


Yorumlar