Kızım mı Yoksa Benmi?


10 Mayıs 2009

2689


Kendisi çocukken,anne eteğinden,baba gölgesinden hiç çıkmamışken;

Yaşam alanının ilkelliğinde,genç kız emarelerini çevreye hissettirmenin korkunçluğu bilgisi ile vücudunun normal seyir ile oluşturduğu kadınsı uzuvlarını;

Gösterir hale gelmesinden utanır-sıkılırken evlendi.

Köyde bulunan ilk öğretimin dışında Kasabadaki orta öğretime dahi gitmemiş,arkadaşlık ufku çeşitlenmemiş,tabir doğru yerini bulursa evcilik dahi doyasıya oynamamıştı.

Yeni hayat arkadaşı Devlette çalışıyordu,gece-gündüz nöbetleriyle mesleğini icra ediyordu.

Büyük bir şehirde çok katlı bir binanın yüksek katlarından birinde oturuyorlardı.Şehir hayatı çetindi,komşulukta.

Evde yalnız başına kalmak geçmişinde defalarca dinlerken korkudan öldüğü ecinli-cinli-perili masalları yaşamak,yaşatmak anlamına geliyordu.

ÇOK KORKUYORDU!

Kocacığı işine gidip geliyor,kendisine ait hayata karısını fazla ortak etmiyordu.

O güne kadar elde yapılan bez bebekler ve çarşıdan alınmayan doğanın bahşettiği oyuncakların dışında hiç birşey sahiplenmemişti.

Erkeği kendisini kadın yapmıştı.

Babasını evindeki komşuları yetişkin kadınların gizli evlilik sohbetlerinde;

Cinsellik hep ayıp günah ve silah olarak tarifini bulmuştu.

İşte şimdi karşı cinsle ayıp günah olmadan cinselliği yaşıyordu,niçin bunu silah olarak kullanmasındı,niçin eşi hiç olmazsa bunun yüzü suyu hürmetine titizlenmiyor,çok korktuğunu fark etmiyordu.

Birde büyük şehirde köyünde olmadığı kadar çok sayıda kadın vardı ve bakımlıydılar köyündekilere göre.

Kocasının sağdece kendisine sahip olması,diğer cilveli kadınlara bakmaması;

FARK edilmesi;

Diğer kadınlardan üstün tutulması ve eşinin korkusunu anlayıp gidermesi için bir şeyler yapmalıydı.

Önce toplu taşıma araçlarına kocası ile bindiğinde başka erkeklerin gözleri ile kendisini taciz ettiğini eşine ihbar etti.Kendisi için birşeyler yapmasını bekledi.Umduğu kurduğu şey olmadı.

Beklediği sertlikte tedbir almayıp,kendisinin başka yöne bakmasını telkin etmenin kendisine değer vermemek olduğuna sandı.

KENDİSİNİ DAHADA DEĞERSİZ HİSSETTİ!

Evde hiç bir yaratıcı ve önemsenecek uğraşı olmadan oturmak yeterince cinlerle-perilerle,kötülüklerle başbaşa kalmakken birde değersiz olduğu şamar gibi iniyordu yüzüne.

Köydeki kadınlar erkeklerin kadınlar için ne büyük fedakarlıklar yaptığını,ölüp döldürdüklerini anlatan hikayeleri uydurmaşlarıydı?

Ama o kadınlara inanıyordu.Erkek dediğin kadını için canını vermeliydi.

Bu güne kadar elle tutulur hiç bir şey başaramamışt.

Ya evlilğide elinden giderse!Ya kocası kendisinin çocukluğundan bıkar,dışardaki kadınlara dadanırsa.

GERİDE BABA EVİNDEN BAŞKA HİÇ BİR SIĞINAĞI YOKTU.

Oraya dönse bile dullukla ilgili anlatılan hikayeler evlenmeden gözünü yeterice korkutmuştu.

Hangi yüzle dönecekti ve başına gelebileceklere katlana bilecekmiydi?

Eve sürekli bir kadının telefon ettiğini,kocasını elinden alacağını anlattı,hatta kadının evine geldiğini kendisini aşağıladığını delil diye sundu.

Bu karmaşadan kurtulması gerekti.

Çocuk yapmak kurtuluş olurdu.

Çocuğu olursa erkeğinin özenli ve ihtimamlı dikkatine mazhar olabilirdi.

BİR KIZI OLDU.

Bez bebeği ile oynarken bile nasıl anne olacağı ile ilgili fikri yoktu.Sıkılınca bebeği bir yana atıveriyordu.

Kimse ama kimse Erkeği nasıl idare edceği,nasıl hoşnut tutacağı,Bebeğine nasıl anne olacağı ile ilgili birşey anlatmamıştı.

Kardeşlerin en küçüğüydü,aralarında yaş farkı fazlaydı,tekne kazıntısıydı.

El yordamıyla çocuğun kocasına karşı silah olabileceğini keşfetti.

Bebeklik dönemi sarsıntılı olsada çocukluğa terfi ettirebildi.

Evinin erkeği şarkta görevlendirildi.Köyüne Baba evine bu yüzden geçici döndü.

Ne kadar sıkıcı,iç bunaltıcı ve kurduğunu sandığı otoritesinin nasıl ayaklar altına alındığını bir sızı gibi hissetti.iki yıl bu koşullara ve eşsizliğe tahammül etti.

İlk şehirden başka şehre tayin oldular kızı ellenip ayaklandı,eşi kendisine silah olarak kullandığı kızının gönlünü çalmayı başardı.

Kızı dert ortağı değildi,şımarıktı,babasının tarafını tutuyordu.

Gel zaman git zaman kızı bir zamanlar kendisinde olduğu gibi kadınsı gelişimine başladı,güzelleşti,serpildi.

KENDİSİNİ HİÇ GÜZEL BULMAMIŞTI.

Kızına için için hayranlık duyuyor,kendisinde hiç bir zaman hissetmediği güzelliğinden pay çıkarmayı istiyordu,ama baba kız ne istediğini bilmez olduğunu keşfetmişlerdi.

İyi davranmak bir tarafa inatlaşıyorlardı.

Yetişkinliğe adım attığından bu yana bir kez olsun içten doyasıya kucaklamamıştı sevgi dolu annesini kızı;

Babasını,YA BABASINI?

Öpüyor kokluyor,kucaklıyordu babasını.

Bir anne kızı ile eşinin iyi bir baba kız olmasına öfkelenirmi?Öfkelenmediğinden emindi ama haksızlık yapıyorlardı.Göz göre göre kendisini dışarda bırakan bir samimiyet oluşturmuşlardı.Halbuki kendisi çok titiz,çok koruyucu,çok verici olduğuna inanıyordu ailesi için.

Hayatın süprizleri bunlarla kalmıyordu.

Beyinle ilgili illet musallat oldu,kadın hastalıkları peydahlandı,doktora taşınıyorlardı.

Fark etmediki NE DİLERSEN ONU YAŞARSIN.

Kendisi için iyi bir yaşamın ne olduğunu hiç bilememişti zaten.Belkide aralarına almadıkları samimiyet çemberine girmek için bir şanstı rahatsızlıkları.

Yukarıda yazılanlar tamamen kurmaca;yaşanması na tanıklık edilmiş şeyler değil velakin aile olabilmek araba kullanmaktan daha az öneme sahip olduğundan,evlenmeden önce bilgilendirilmemek,evliliğin öğretilmemesi çok normal.

Araç sürücü koltuğuna oturmadan önce;

Direksiyonun ne işe yaradığı,gaz-fren ve debriyaj pedallarının nerede olduğu,ne işe yaradığı,sürcüünün yetenekleri ile aracın özelliklerinin nasıl uyumlu olması gerektiği öğretilsede siz kulak asmayın evli kışilerinde önceden bilgilendirilmesi gerektiğini söyleyenlere.

Onlar baykuş gibi felaket tellallarıdır.

Ne güzel sağlık sektörü normal zamanda bulamayacağı hastaya bu yüzden kavuşuyor,Sitres sahibi insanlar vücutlarında bir yerleri normallerden daha çabuk hastalandırıyor.

Amaçsız olarak dünyaya merhaba diyenler bu tür maceralar ve küçük sarsıntılar yaratan oyunlarla hayatlarını renklendiriyor.

Hayatlarını renklendiren hep karanlık siyah olsada,genede farklı bir renk nihayetinde.

Toplumsal örgü geçmişte erkeğede kadınada evlilik öncesi bilgi verecek erişkinleri ailelerin onayıyla gençlere rehber yapıyordu.

Fakat günümüz göçer toplumunda,günümüz hızlanan hayat gailesinde;

Bu örfte diğerleri gibi unutuldu.

Kör topal çalışan bu rehberlik süreci ortadan kalkınca,aile birliği sabra ve tesadüflere terk edildi.

Bu çalkantıyı,bu birlikte uyumla yaşama yerine tüm toplum bireylerini öfkeli ve bir birinden sakınır hale getiren sistemsizliğe;

Son zamanlarda kişisel gelişim ve psikolojik danışmanlık kurumları dermen olmaya çalıştıysada, Hem pahalı,hemde eski köye yeni adet babından sakınılan,rağbet görmeyen kurum olma özelliğinden kurtulamadı.

Ülke bütünlüğünü sağlayacak en önemli şey,bence İnsanların bir birine yabancı olmaması,bir birinden kuşku ile uzak durmaması ve sağlam temelli aile birliğinin sağlanması/ devam ettirilmesi ile ruh sağlığı yerinde bireylerin Yurttaş olarak Ülke sınırlarını benimsemesidir.

Yoksa siyastçilerin ne kadar Vatan sevdiği,ne kadar eğitimli,kariyerli olduğu değildir Ulusun birliğini ayakta tutacak olan.

Acilen Devlet denen dev mekanizmanın aile kurumu ile kurulmadan önce ilgilenmesi,gençleri eğitecek,bilgilendireck kurumları oluşturması,bu kurumlara her ailenin hiç bir masrafa girmeden kolayca ulaşmasını sağlaması ve özendirmesi gerek.


Yorumlar