Ölüm Ve Yas


24 Ocak 2011

2124


 

Doğum kadar doğal olan ve yaşamın her anında insanların yakından veya uzaktan karşısına çıkan ölüm,  bazen aşılması zor bir durum haline gelebilir. Sevilen bir varlığın kaybına verilen fiziksel, duygusal ya da davranışsal tepkiler ise ‘yas’ sürecini oluşturur.

Ölüm giden için de ardında kalanlar için de erkendir. Yaşanan ayrılığın geri dönüşümü olmadığının fark edilmesiyle başlayan süreçte kişi, kaybedilen ile arasındaki bağı tekrar kurmak ister.  Artık her şeyin son bulduğu gerçekliğini kabul etmek istemeyen bünye bir yandan kaybettiği ilişkisinin bağlarını canlı tutmak isterken bir yandan da normal hayata dönme çabası içindedir. Kayıp yaşandığında ilk olarak hissedilen şok ve inkar sürecidir. Bunun ardından acı ve çökkünlük süreci yaşanır ve kabullenmeyle son bulur. Bu süreçler kişilerarası farklılıklar gösterir.

Bazen yas dönemi normal seyrinde ilerlemez. Eğer yas dönemi 6 ayda ortadan kalkmadıysa ya da şiddeti azalmadıysa, birey kayıptan önceki duygusal durumuna geri dönemediyse yas komplike olarak neticelenmiştir. Kaybın ani ve beklenmedik şekilde yaşanması, çocuk kayıpları, stresle başa çıkamama özelliği olan kişiler, kaybın yaşandığı dönemde meydana gelen farklı stresli olaylar, çevresel desteğin az olması veya kayıpla güçlü bir bağ olması risk faktörleridir.

Kaybedilenle ilgili düşünceler, özlem, ölüm sonucu oluşan yalnızlık hissi, anıları canlı tutma çabası, her şeyin boş olduğu düşünceleri, gidenle kendinden bir parçanın gittiği düşüncesi, aynı şeylerin yaşanacağı korkusuyla aşırı kontrol duygusu içinde olmak yas süreci içinde yaşanılması normal duygular ve düşüncelerdir. Önemli olan bu sürecin gidişatı ve bu düşüncelerin yerini gerçek hayata tutunma çabasına bırakmasıdır.


Yorumlar