Zayıflamak mı İstiyorsunuz?


31 Ocak 2009

3621


     Son dönemlerde medyanın literatürümüze soktuğu ‘sıfır beden’ kavramı özellikle gelişme çağındaki genç kızların aklını çelip birçok yeme bozukluğuyla ilgili hastalıkları da peşinde getiriyor. Bu hastalıklardan biri olan anoreksiya nervosa fazla kilolu olma korkusundan dolayı aşırı diyet yapma ve bunun sonucunda meydana gelen aşırı kilo kaybı olarak tanımlanan bir hastalıktır. Anoreksikler kiloları ne olursa olsun kendilerini şişman hissederler. Çoğu kez anoreksikler normalden daha zayıf olduklarını fark etmezler ve 45 kg olsalar bile kendilerini şişman kabul ederler. Daha da zayıf olma çabası içinde olan anoreksikler, her koşulda yemek yemekten ve kalori almaktan kaçınırlar. Bu hastalığın %10–20 oranı, oluşan çeşitli komplikasyonlar nedeniyle ölümle sonuçlanır. 

    Hastalığın nedenleri hakkında kesin bir yargıya varılmamasına karşın yapılan araştırmalar aile yaklaşımı, kültürel etkenler ve genetik faktörün hastalığı etkilediğini belirtmektedir. Bunun dışında yukarıda da belirtildiği gibi medyanın çok önemli bir rolü vardır. Çekici ve güzel olmanın çok zayıf olmakla alakalı olduğu yönünde yapılan haberler özellikle genç kızları etkilediği için bu hastalığa adeta davetiye çıkarmaktadır.
 
   Bütün bu nedenleri göz önünde bulundurmak şartıyla sorunun aslında daha derinlerde olduğunu belirtmekte de yarar var. Yeme bozukluğu olan bireylerde aşırı derecede özgüven eksikliği, başkaları tarafından sürekli onaylanma ve kabullenme ihtiyacı vardır.
 
    Hastalığın belirtileri ise şu şekildedir: 
 
Gözle görülür kilo kaybı
Gittikçe içe kapanma
Aşırı derecede egzersiz yapma
Kilo almaktan şiddetle korkmak
Yorgunluk
Sürekli üşümek
Kaslarda güçsüzlük
Yemek yememek için sürekli bahane bulmak
Alışılmadık yemek yeme alışkanlıkları
Çok ince olmasına rağmen aşırı şişman olduğundan yakınmak
       Baş ağrıları
      Mükemmeliyetçi yaklaşım
      Baş dönmesi ve bayılma
      Topluluk arasında yemek yemekte zorlanma
 
     Hastalığın tedavi aşaması ise hem psikolojik hem de tıbbi tedaviyi içeren bir şekilde olmalıdır. Diyetisyen tarafından kişiye özel hazırlanan yeme programıyla birlikte psikolog ile yapılan psikoterapiler eşliğinde bu hastalığa veda edilir. Ancak en önemlisi hastalığa yakalanıp tedavi yolu aramak yerine bu hastalığa yakalanmamak için önlem alınmasıdır. Bu aşamada çocuklarıyla ilgili olarak ailelere önemli bir görev düşüyor. Ebeveynlere özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarıyla, onların benlik imajını zedeleyecek tarzda konuşmalar yapmamalarını ve ölümle sonuçlanabilen bu hastalıkla ilgili onları bilinçlendirmeleri gerektiğini tavsiye ediyorum.
 
Psk. Merve SARAÇOĞLU

Yorumlar