Bilinçdışının Oyunu ve Bedenin Yanlış Alarmı Panik Atak


28 Kasım 2014

1328


Panik atak; günümüzde bir çok kişinin hayatını olumsuz etkileyerek yaşam kalitelerinin düşmesine neden oluyor. Kişi için hayatı katlanılamaz bir hale getiren bu rahatsızlık; çoğu zaman psikoterapi ve ilaç desteği ile oldukça kısa sürede tedavi edilebiliyor. Tedavinin ilk basamağı, hastanın rahatsızlığı hakkında bilgi sahibi olması ve neye karşı savaşacağını çok iyi bilmesidir. Bu nedenle panik atağın ne olduğunu ve tedavi yöntemlerini ayrıntılı olarak ele alacağım.

Günümüzde “Panik atak” denince aslında panik bozukluğu kastedilmektedir. Panik bozukluğu ile arasında bir neden-sonuç ilişkisi bulunur ve panik ataklara müdahale edilmemesi ve bu yönde tedavi sağlanamaması panik bozukluğu yaşanmasına neden olur.

Panik atak; birçok hastalıkla birlikte görülebilen, endişe, ölüm korkuları ve sıkıntı duygularını içinde barındıran ve nöbetler şeklinde ortaya çıkan, yaklaşık 10-30 dakika arası yoğun olarak yaşanan ve etkisi saatler boyu, bazen birkaç gün sürebilen bir rahatsızlıktır. Kimi zaman dış uyaranların tetiklediği panik atak (yangın alarm sesi, yüksek ses, yer sarsıntısı vb.)  kimi zaman da iç uyaranlar yoluyla gerçekleşir. Panik atak; bir hastalık olmaktan çok semptom olarak karşımıza çıkar ve temelinde, kaygı yaratan yaşantılar ve bastırılmış duygular yer alır.

Panik bozukluğu ise; tekrarlayan panik nöbetleriyle ve buna bağlı anlamlı davranış değişiklikleriyle kendini gösteren, sürekli panik atak yaşanacağına dair korkuların eşlik ettiği bir kaygı durumu olarak tanımlanabilir.

Aslında hemen her insan, hayatının bir döneminde panik atak geçirmiştir,  işte panik bozukluk; geçirilen ilk panik atağın ardından aynı durumun tekrar yaşanacağından duyulan kaygı sonucu aşırı tetikte olma halinin neden olduğu bir kaygı bozukluğudur.  Bu aşırı uyarılmışlık ve tetikte olma hali, sürekli olarak kaçınma davranışlarına neden olur. Kişi başına aynı şeyin geleceği kaygısıyla; yalnız kalmaktan, dışarı çıkmaktan, kalabalıktan vb. sürekli olarak kaçınır. Kişide ortaya çıkan bu kaçınma davranışları,  rahatsızlığın pekişmesine yol açarak bu döngünün aryan bir biçimde devam etmesine neden olur.

Panik atakla boğuşan bir kişi rahatsızlığının fizyolojik bir nedeni olduğuna ve çoğunlukla bir kalp rahatsızlığı olduğuna inanır. Çünkü panik atak belirtileri, kalp krizinin belirtilerine çok benzer yapıdadır. Kişiler genellikle doktor doktor gezerek hastalığının ne olduğunu bulmaya çalışırlar. Hiçbir fizyolojik neden bulunamaz ve hastanın yaşadıklarının bir panik atak olduğuna inanması oldukça zaman alır.

Peki panik atak sırasında ortaya çıkan belirtiler nelerdir ?

 Beynimizde çeşitli kontrol mekanizmaları ve alarm sistemleri vardır. Beynimizdeki bu alarm sistemleri nedensiz bir şekilde devreye girdiğinde panik atak nöbeti başlar ve vücudumuz gerçekte bir tehlike varmışçasına tepki vererek kişiyi tam bir kaosa sürükler.

  • Kalp yerinden çıkacakmış gibi çarpmaya başlar.
  • Aşırı terleme ve ateş basması kendini gösterir.
  • Nefes almada güçlük ve nefessiz kalacakmış gibi korku hissi ortaya çıkar
  • Ölüm korkusu tüm bedeni kaplar ve yoğun kaygı oluşur.
  • Baş dönmesi yaşanır ve gözler kararırken bayılacakmış gibi hissedilir.
  • Kişi çıldıracağını düşünür  ya da kontrolünü kaybederek bir başkasına zarar vereceği korkusu yaşar
  • Vücudun çeşitli bölgelerinde karıncalanma, uyuşma ya da yanma hissi oluşur.

Panik Atak Nedenleri

Belirsiz bir korku ile ortaya çıkan panik atağın nedenleri arasında bazı genetik faktörler bulunmakla birlikte, stresli yaşam koşullarının yüksek oranda etkili olduğu tüm uzmanların ortak görüşüdür. 1980’lerden sonra literatüre giren bu rahatsızlığın, çağın hastalığı olarak tanımlanmasının sebebi de stres faktörüdür.

2000’li yıllardan sonra ciddi bir biçimde artış gösteren bu rahatsızlık ile kliniklere başvuran sayısı hiç de az değildir. Baş döndüren bir hızla değişen dünyaya ayak uydurma sürecinde yaşanan sıkıntılar ve buna bağlı olarak yaşam biçimimizde oluşan ciddi değişiklikler sonucu özellikle büyük şehirlere doğru kayan göçler, hırsızlık ve kapkaç olayları, artan terör, trafik keşmekeşi ve maddi yaşam sıkıntıları gibi faktörler panik atakları tetiklemiştir. Bunun yanında düşük kan şekeri, böbreküstü bezi hastalığı, kansızlık gibi  sağlık problemlerinin ve bazı psikiyatrik bozuklukların ( OKB, sosyal fobi, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozukluğu vb.) panik atağa yol açtığı bilinmektedir.

Çocuklarda çok nadir olarak görülebilen panik atak; sıklıkla 20-30 yaşları arasında ortaya çıkarken yaşamın diğer dönemlerinde de kendini gösterebilir. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla olan panik atakların toplumda görülme oranı % 3-5 arasındadır.

Panik Atak Tedavisi

Diğer bozukluklarda olduğu gibi panik atak tedavisinde de kişilerin karşılaştığı bir problem söz konusudur. Kişi; bir psikiyatriste giderek ilaç tedavisine mi başlamalıdır yoksa bir psikoterapistten terapi desteği alarak mı hastalığına çözüm aramalıdır.

 Panik atak tedavisinde her iki tedavi yönteminin bir arada uygulanması, kısa zamanda etkili sonuçlar doğuruyor. Tek başına ilaç tedavisi ile rahatsızlık zaman zaman ortadan kaldırılabilmekte ancak ilaç bırakıldığında rahatsızlık tekrar ortaya çıkmaktayken terapi desteği ile çok kısa bir sürede, hastanın daha sağlıklı bir yapıya kavuşması sağlanabilmektedir. Tek başına psikoterapi ile tedavide ise; kalıcı çözümler sağlanmakla beraber psikoterapi yanında bir süreliğine kullanılan ilaçlar, kişinin kaygılarını yatıştırdığından psikoterapiye daha uygun hale gelmesini sağlayarak tedaviyi hızlandırmaktadır.

İlaç Tedavisi

Tedavide genellikle kullanılan ilaçlar antidepresan ilaçlar olup yanında hastayı sakinleştirici ve beden belirtilerini ortadan kaldıran ilaçlar verilmektedir. Antidepresan olarak kullanılan ilaçlar; yaygın yanlış inanışa karşın bağımlılık yapmaz. Hatta azalan beyin faaliyetlerini güçlendirerek nöronların gelişimini ve olgunlaşmasını sağlar.

Psikoterapi

Psikoterapi’de hastaya; bilişsel terapi, davranışçı terapi, dinamik psikoterapi, grup terapileri gibi farklı terapi teknikleri ile müdahale edilmektedir. Panik atak ve panik bozukluğu tedavisinde özellikle bilişsel-davranışçı terapi teknikleri kısa sürede çözüme ulaştırmaktadır.

Panik atak; kişinin olumsuz duygular yaşadığı ve bu duygular altında yoğun ıstırap çektiği bir rahatsızlıktır. Panik nöbeti basit bir korku ve endişeden ibaret değildir. En başta bahsettiğimiz gibi kişinin vücudunun yanlış alarm vermesi sonucu ortaya çıkar. Bu yanlış alarmın sebebi; hastanın bastırılmış duyguları ve bilişsel çarpıtmaları, yani yanlış inançlarıdır. Özellikle bilişsel terapi tekniklerinden biri olan EMDR tekniği ile bastırılmış duyguların açığa çıkarılması ve olumsuz anıların yeniden çerçevelenmesi ile çok kısa sürede etkili sonuçlar alınabilmektedir. Ayrıca hastaya; hatalı yanlış inançları  sistematik bir şekilde zihinsel sorgulama ve çeşitli teknikler yoluyla gösterilerek tedavi sağlanır.

Panik atak tedavisinde; hastanın panik atak sırası ve sonrasında alacağı önlemleri içeren davranışçı teknikler de oldukça etkilidir.  Bu tekniklerle hastanın stresle baş etme yöntemlerini öğrenmesi, öfkesi üzerinde kontrolünü sağlaması ve bedensel-zihinsel egzersizleri uygulayarak hastalığa karşı durabilme gücünün artırılması sağlanır.

Panik Atak Sırasında Neler  yapılmalıdır ?

Panik atak sırasında yapılması gereken ilk ve en önemli şey; gevşeme ve rahatlama egzersizleridir. Özellikle panik atak sırasında kişi için en önemli nokta, kendi bedeni üzerindeki kontrol duygusunu ve gücünü kaybetmesidir. Bu kaybı önlemenin birinci yolu gevşeme egzersizleridir ki bu da kişinin nefes alış verişlerinde kontrol sağlamasıyla başlar. Hastanın  panik atak sırasında tüm dikkatini nefesine vermesi ve bunu kontrol edebilmesi, kontrol gücü olmadığını düşünen hasta için vücudunu kontrol noktasında ilk gediği açmak gibi olacaktır. Bu kontrol duygusunun farkına varan hasta daha sonra vücudundaki tüm kaslara hakim olmaya çalışarak rahatlama duygusunu yaşamaya başlayacaktır. Nefeste ve kas yapısı üzerindeki bu kontrol duygusu beyinde ânında karşılık bularak kişi panik atağın getirmiş olduğu stres kaynağından kurtulmaya başlayacaktır.

Gevşeme ve rahatlama egzersizleri ile vücutta kontrol sağlandığında hemen ardından imajinasyon (zihinsel canlandırma)  ile negatif imajların yerine pozitif imgelerin getirilmesi önemlidir. Bu, kişiyi rahatlatacak bir senaryo ya da geçmiş bir yaşantı olabilir. Burada amaç; kişinin kendisini problem kaynağından  uzaklaştırarak davranışsal, düşünsel ve duygusal hakimiyet duygusunun sağlamasıdır.

Günlük Hayatta Yapılacak Değişiklikler

Panik atak ve panik bozukluklarında, profesyonel yardım almanın yanında günlük hayatınızda yapacağınız küçük düzenlemeler, bu rahatsızlığı atlatmanızda size yardımcı olacaktır.

Doğru Beslenme: Beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi tedavinize katkıda bulunacaktır. Özellikle  beslenme şeklinizin tek düze olmaması önemlidir. Yaşadığınız bölgeye uygun, doğaya uyumlu mevsimsel beslenme ve aldığınız günlük kalori miktarı, stresle daha güçlü bir biçimde baş edebilmenizi sağlayacaktır.

Alkol ve Kafein Alımı: Kafein içeren içeceklerden ve alkolden uzak durmak faydalı olacaktır. Kafein’in ve alkollü içeceklerin kaygıyı artırdığı bilinmekte. Kaygı düzeyinin artması, panik atakları tetikleyerek kişiyi hastalığa daha yatkın hale getiriyor.

Düzenli Uyku: Uyku düzenlemesi strese bağlı tüm rahatsızlıklarda önemlidir. Düzensiz uyku stresi artırarak panik atak riskini yükseltir. Bedenin ihtiyacı olan uyku süresi yaşlara göre farklılık göstermekle birlikte günlük 6 saatten az uyku süresi, kişi için yoğun stres kaynağıdır.

Düzenli Beden Egzersizleri: Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar, günlük yoğunluklarından vakit ayıramadıkları ve sürekli olarak ulaşım araçlarını kullandıkları için beden hareketleri kısıtlanmakta. Düzenli egzersizler ve hareketlilik sinir sisteminizi güçlendirerek kendinizi güçlü ve zinde hissetmenizi sağlar.

  • Tedavi sürecinde yakın çevrenizin desteği çok önemlidir. Sorununuzu; sizi anlayan ve destek olmaya çalışan insanlarla paylaşmaktan kaçınmayın. Çevrenizdeki insanlardan hastalığınızı saklamak, üzerinizde baskı oluşturacağından bu baskı sizin panik atak geçirme riskinizi artıracaktır.

Panik atak; temelinde kaygı yaratan yaşantılar ve açığa çıkarılmayı bekleyen duyguların yer aldığı bir semptomdur ve ortadan kaldırılabilir. Her geldiğinde yaşanan ölüm duygusu neredeyse gerçek bir ölüm provası kadar zorludur. Bunu yaşamak zorunda değilsiniz. Tedaviye ve kendinize inanın yeter.

Saygılarımla…


Yorumlar