Sevgi Dokunuşu


21 Ağustos 2009

3151


“Anne bebeğe doğru ilerler. Bebek geldiğini anlar anlamaz başını annesine çevirir. Gözleri kilitlenir ve ikisi de gülümser. Bebek kollarını öne eğilmiş annesine doğru uzatır. Anne ona neşe, heyecan ve hayranlıkla bakar. Bebekçe konuşmaya, öpüşüp koklaşmaya başlarlar. Ritmik yüksek perdeden ama yumuşak sesiyle ona şarkı söylemeye başlar. Yumuşak, sıcacık bebeğini kucaklar, öpüp koklayarak, şarkı söyleyerek gülerek, sevinçten çığlıklar atarak onu sallar. Neler oluyor? Ne olduğunu siz biliyorsunuz, anne biliyor, hatta bir yaşındaki bebek bile biliyor. Bebekle anne birbirlerini seviyor. Tam olarak söylersek, anneyle oğlu bu temel sevgi sahnesinde birbirlerine sevgi gösterisinde bulunuyorlar.”

Jack D. DOUGLAS ve Freda Cruse ATWELL

SEVGİ DOKUNUŞU

Dokunma ve sevgiyi özleştiriyor musunuz? Dokunma ve güveni özleştiriyor musunuz? Sevdiğiniz birisiyle göz temasında bulunurken kendinizi güvende hissediyor musunuz? Cinsel ilişki sırasında ortaya çıkan görüntü, ses ve tatlardan zevk alıyor musunuz? İşte tüm bu soruların yanıtı: Sevgi Dokunuşu

Aline P. ZOLDBROD

Sevgiyi öğrenme yolunda karşımıza çıkan ilk kişi size bakan sevgi ve güven veren kişidir ki bu genelde annenizdir. Bu kişiyle olan ilişkimiz sayesinde ileride cinsel birlikteliklerimizde sınırlarımızı yok etmememizi küçük davranışlarla duyguları keşfederiz. Cinsel bir varlık olmaya ilişkin hislerinizi incelerken önce dokunmanın ve dokunulmanın sizi nasıl etkilediğini düşünmelisiniz. Dokunmak illa ki cinsel bir eylem değildir, fakat cinsellikten hoşlanmanın ilk şartı dokunmaktan ve dokunulmaktan hoşlanmaktır. Sevgi ilişkilerinin her çeşidinde partnerinizle ten teması yaşamak ve bedeninin sıcaklığını hissetmek en önemli unsurdur.

Ailenizde dokunmak ne anlama geliyordu? Sevgi, yardım, güven, mutluluk veya hazmı? Birine dokunarak ona olan sevginizi gösterebiliyor musunuz? Yoksa dokunmak size alışılmadık ve garip mi geliyor? Eski, rahatsız edici anıları hatırlatıp kötü hissetmenize mi neden oluyor? Herhangi bir dokunuş sizi ürkütüp acı ve korku dolu geçmişi mi hatırlatıyor? Ebeveynleriz sevgilerini dokunarak gösterdilerse şanslıymışsınız. Dokunmayı şefkat, güven, huzur ve rahatlıkla özleştirdiniz. Daha fazla yakınlık veya fiziksel iletişim istediğinizde dokunuyorsunuz. Dokunarak kızgınlığı azaltıyor, anlaşmazlıkları yumuşatıyorsunuz. Alıcı durumundayken partnerinizin dokunuşlarına olumlu tepki veriyorsunuz. Dokunuşlar kendinizi güvende, önemli, değerli hissetmenize neden oluyor. İstediğinizde sizi cinselliğin büyüsüne taşıyor. İronik olan, dokunmanın seksin en basit bölümü olması; yinede milyonlarca insan bu basit bölümden kaynaklanan problemler yüzünden cinsellikten zevk alamıyor. Dokunurken ve dokunulurken kendilerini rahat, doğal, huzurlu ve güvende hissetmiyor.

Bazılarınız aileleri sevgi dolu olsa da size dokunmadılar; dokunmak ve sevgi arasında bir bağ oluşmadı. Kimi ailelerde sevgiyle heyecan iç içeydi, dokunma heyecanla özleşti. Bazı ailelerde dokunma ihmal, şiddet ve cinsel tacizle özleşti.

“Eğer çocukluğumla ilgili tek bir şeyi değiştirme şansım olsaydı bu dokunulmamak olurdu. İnsanı daha dışlayıcı bir şey olamaz. Kendimi cüzamlı gibi hissederdim, çünkü etrafımda herkes birbirine dokunurdu. Kitaplarda da dokunurlardı. Ama kimse bana dokunmazdı.

Sandy, 23

“Annemin duygusal olarak olsa da, fiziksel olarak bizlere yakın olmamasından olumsuz olarak etkilendim. Fiziksel olarak rahat değildi. Ona uzun süre sarılırsam, bana bu kadar kırılgan olmamamı söylerdi.”

Trina,35

“Rüyamda kendimi ofisinizde gördüm, saçımı okşuyordunuz. Sanırım on bir, on iki yaşlarında iken bir gün amcam saçımı okşamıştı. Buna o kadar ihtiyacım vardı ki ve bu ihtiyacımın karşılanması da o kadar nadirdi ki, bunu hiç unutamadım.”

Greta,49

Dört-beş yaşlarındaki Suki, annesinin kucağına atladı, sarıldı, burnunu emdi ve kulaklarını yaladı. Ona dokunmaya bayılan annesi, kızına sarılıp öptü, bir kahkaha attı.

Sevmeyi dersle değil sevilerek öğreniriz. Psikolog Harry Harlow, bebek maymunlarla yaptığı ünlü deneylerinde fiziksel yakınlık ve temas gereksiniminin,yiyecek gereksiniminden daha fazla olduğunu kanıtlamıştı. Antropolog Arshley Montagu, insanlar ve hayvanların gelişiminde dokunmanın rolünü araştırmıştı. Araştırmaları sonucunda insanların normal gelişimini tamamlamak için belirli tensel deneyimleri yaşamaları gerektiğini kanıtladı. Tüm memelilerde en önemli davranış gelişimi anneye dokunmakla beliriyordu. Anneleri tarafından ilgilenilen hayvanlar sakin oluyordu. Aksi halde korkak, sinirli hayvanlar haline geliyorlardı.

Bebekler dokunma ve sıcaklıkla rahatlatılır. Yetimhanelerde yapılan araştırmalarda bebeklerin, görevliler tarafından dokunularak sevilmezse depresyona girdikleri, hatta bazılarının öldükleri saptanmıştı.

Bir Bedene Sahip Olmanın Zevki

Cinsellik sadece birleşme yada genital ilişki anlamına gelmez. Dokunmaya verilen temel, içgüdüsel, olumlu bir tepkiyle başlar.

Ebeveynlerin bedenler hakkında olumlu bir kanıları vardır. Çocuğun bedeniyle birleşen bedenler. Etrafınızda yürüyen, parklarda dolaşan ailelere bakın. Çocuklarına dokunma şekilleri ve çocuklarına bedenleriyle ilgili verdikleri mesajlar arasında büyük fark vardır. Bazı şanslı çocuklar dokunmanın nefes almak için gereken hava kadar önemli olduğu, bedenlerin eğlence aracı araçları sayıldığı ailelerde yetişirler. Bu çocuklar bir gün bir gün yetişkin olduklarında cinsellik konusunda rahat ve tatminkar bireyler olurlar. Bazılarınızın çocukluğunuzdaki dokunma konusunda güzel anıları vardır; bedensel temas, rahatlatılmak, ilişki kurmak, şefkat göstermek, oyun oynamak için kullanılmıştır. Babanızın, annenizin kollarına atladığınızı, bacaklarına yatıp oynadığınızı, özel bir günde onunla bir yetişkin gibi dans ettiğinizi anımsarsanız. Bir anne, baba çocuğu üzüldüğünde, canı yandığında onu kucaklayıp avuturken, aslında ona cinselliğin en temel bileşenlerinden birini öğretiyordur. Veya çocuğunu sabah onunla konuşarak, sırtını okşayarak uyardığında ona tine cinselliği öğretiyordur. Meraklı gözlerle bakıp, çocuklarına tramplenden atlamak için cesaret verdiklerinde, amuda kalkmasını izlediklerinde, emin olun ki ona cinselliği öğretiyorlardır. Bu çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren dokunmayı sevgi ve şefkatle, bedenlerini ise oyun, haz, rahatlık, heyecan, sevgi, eğlence ve zevkle özleştirirler. Dokunmayı sevgiyle özleştiren çocuklar aile bireylerine sevgi ve empatiyle dokunurlar. Çok ufak olsalar da dokunmayı, başkalarına önem verdiklerini ve sevgilerini göstermek için kullanırlar. On beş aylık bebek, kardeşine hamile annesinin yanına yaklaşır. Annesi acı ile inlerken onu öper ve şöyle der: ”Zavallı anneciğim.” Bu minik çocuğun, sevgisini göstermeyi öğrendiği anlamına geliyor.

Kültür ve Dokunma

Ailenizin dokunmaya karşı tutumu etnik kökenleriyle de ilgili olabilir. Değişik etnik grupların birbirinden farklı değerleri ,davranışları vardır .Örneğin Yunan aileleri çocuklarına sıkça dokunurlar. Portekizli aileler çocuklarına bebekliklerinden okul çağlarına dek dokunurlar. İrlandalı ailelerse sevgilerini genellikle dokunarak ifade etmez. Kuzey Amerikan kültüründe dokunma nadirdir. Bir araştırmaya göre kafede oturan Amerikalı arkadaşlar birbirlerine saatte ortalama iki kez , Fransız arkadaşlar yüz on kez, Porto Rikolu arkadaşlar ise yüz seksen kez dokunuyorlardı..

Başka Bir Dokunma Şekli: Göz Teması“Annem çok ama çok soğuk bir kadındı. Bana bakıp gülümsediğini bile hatırlamıyorum. Bu yüzden halen kadınlardan korkarım. Bazen cesaretlenip ilişki kurmak istediğim olur ama yapamam. Vazgeçerim. İlk adımı atamam.”

Dokunmanın Faydaları

Jim,46


Şimdi ailenizdeki göz temasını düşünün, çünkü bu temas fiziksel bir temas değildir. Sevgi bakışını büyük olasılıkla ebeveynlerinizin size bakışlarından öğrenmişsinizdir. Ancak bazı ailelerde dokunma olmadığı gibi göz teması da olmaz. Bu bölümün başında anlatılan sahnede anneyle bebek birbirinin gözlerinin içine bakarlar. Bebeğini seven bir annenin bebeğini kucaklarken yüzünü tam karşısında tutup, gözlerinin içine yirmi saniye kadar bakması doğaldır. Bu göz kırpmadan birine bakılan en uzun süredir. Anneyle bebek birbirinin ruhlarına bakarlar. Birbiri ile konuşmakta, hayranlık sevgi alıp vermektedir. Yetişkinlerin ilişkilerinde bakış en önemli flört yollarından biridir. Göz temasının serbest olduğu Batı toplumlarında, erkeklerle kadınlar olası eşlere iki, üç saniye bakarlar, bu sırada göz bebekleri büyür, bu bir heyecanın belirtisidir. Sonra bakan kişi başını çevirir.

Annenizle ya da babanızla sevgi gösterme deneyiminiz yeterliyse, hoşlandığınız insanlara gülümseyerek bakmayı henüz bebekken öğrenirsiniz. Bu bilinç altına o denli gömülmüş bir etkidir ki siz henüz buna emin olamasanız da karşınızdaki hoşlandığınız kişiye ondan hoşlandığınızı belli edersiniz. Eğer ailenizde bu deneyimi yaşadıysanız, başkalarıyla entelektüel, duygusal yada romantik bağlantılar kurma aşamasında göz temasını kullanmaya cesaret edemezsiniz.

Steve, bekar bir adamdı. Kadınları etkilemede ve ilişki kurmadaki başarısızlıklarının önüne geçebilmek için bir terapiye katıldı. Kilisede görüp etkilendiği bir kadından söz etti, ona bakıp gülümsediği için kadını kendisinden hoşlandığını bilmiyordu. “Gülümseyerek bana yapay geliyor. Ona gülümsersem sanki kafama bir şey geçirecek yada beni polise şikayet edecek gibi geliyor.” Steve’in rahatsızlığının ana sebebi göz temasınsa başarısız olmasıydı. Daha sonra, bebekken annesinin ondan çok alkol şişeleriyle ilgilendiği ortaya çıktı. Onu ihmal etmiş ve onunla yüz yüze ilişki kurmamış, oynamamış, şarkı söyleyip konuşmamıştı. Annesinin davranışları sebebiyle, bir kadınla göz teması Steve’e tehlikeli ve yapay geliyordu. Terapi süresince Steve, reddedilmekten korktuğu için hoşlandığı kadınla göz göze gelemediğini anladı. Kadınlar ona güvenmiyordu. Bunun için onu reddediyor, hatta, korkutuyorlardı. Steve’in göz temasında risk almayı öğrenmeliydi, işe önce tanıdığı kişilerin gözlerinin içine bakarak başlamalı, sonraysa bakış süresini uzatarak yabancılarla göz göze gelmeliydi.

İlişki Kurma Tarzları: Zevk mi Endişe mi?

Bill, seks terapisine karısı Vanessa’la geldi. Bill cinsellik konusunda hep rahattı ama Vanessa’nın sorunları vardı. Çocukluklarındaki durumu araştırdıklarında Bill‘in annesinin oldukça ilgili, Vanessa’nın ailesininse soğuk olduğunu fark ettiler. Bill, annesinin dokunmaya ilişkin tutumunu gösteren bir anısını hatırladı. On-on bir yaşlarındayken dayısı evlerine uğramıştı. Bill annesinin yanında koltuğa uzanmış, başını göğsüne yaslamıştı. Dayısı ona böyle davranmak için fazla büyük olduğunu söylediğinde annesi ayağa fırlamış, bunun çok doğru olduğunu ve böylesine yakın bir ilişkileri olmasının onu mutlu ettiğini söylemişti. Bill, annesinin dokunma konusundaki bu tutumunun, cinselliği sevmesinin ana nedenlerinden biri olduğunu biliyor.

Seks terapistlerinin gözlemlerini destekleyen bir unsurda son yıllarda yapılan araştırmaların sonuçları: Dokunmanın ihmal edildiği ailelerde yetişen çocuklar, ilerideki yıllardaki cinsel yaşamlarında, zevk alma, rahat hissetme konularında yada sevgiyle ilgili sorunlar yaşar. Araştırmalara göre bebekler bakıcılarının onlarla ilişkisi sonucu üç çeşit davranış geliştiriyorlar:güvenli davranışlar,endişeli davranışlar veya kendini geri çekme. Güvenli bebekler annelerinin kendileriyle ilgilendiğinin farkındadır. Dünyayı keşfetmeye çalışırlar. Endişeli bebekler ise annelerine ara sıra güvenebildikleri için annelerinin ilgisini çekebilme yönünde bir yarış içindedir. Kendini geri çeken bebeklerse annelerini fiziksel ve duygusal olarak mesafeli gördüklerinden , istekleriyle ve duygularını göstermemeyi tercih ederler. Bebeklerdeki ilişki kurma şekilleri, yetişkinlerin diğer bireylerle ilişki kurma şekillerine ve cinsel hayatlarına ilişkin fikirlerine benzer. Kendine güveni olan yetişkinler,kolay ilişki kurabilen yetişkinler, kucaklaşmadan oral sekse tüm fiziksel ve cinsel ilişkilerinden zevk alırlar. Cinsel deneylerden, uzun bire ilişki içinde olduklarında hoşlanırlar. Bir gecelik ilişkilerde sadakatsizliği tercih etmezler. Kendini geri çekenler, ilişki kurmaktansa yalnız kalmayı tercih ederler. Fiziksel yakınlaşmalardan hoşlanmazlar. Bu, fiziksel ilişkiden hoşlanmayan bebeklerin verdiği tepkiyle aynıdır. Endişeli yetişkinler ilişkilerin fiziksel, destekleyici unsurlarından mutlu olsalar da cinsel açıdan çok heyecanlanmazlar. Başka yetişkinlerle ilişkilerinde duyarlılıkta yetersiz ama zorlayıcı bireylerdir.

Hiçbir Şey Dokunmanın Yerine Geçmez

Dünya üzerindeki aslında mükemmel, tutarlı bir çok aile çocuklarına olan sevgilerini onlara dokunarak gösteremez. Eğer aileniz Slyvia’nın annesi gibiyse dokunmayı sevgi ve cinsellikle özdeşleştiremezsiniz. Babasının henüz Slyvia iki yaşındayken onları terk ettiğinden, Slyvia’yı annesi yetiştirmişti. Joan kızını çok seven, sorumluluk sahibi anneydi. Ancak dokunmaktan hoşlanmıyordu. Slyvia ona sarılıp öpmek istediğinde ona o kadar hassas olmasını söylüyordur. Kucağına oturmak isteğinde elbiselerini kırıştıracağını, buruşuk kıyafetlerle işe gidemeyeceğini yani para kazanamayacağını söylüyordu. Her şeye karşın Slyvia annesinin kendini sevdiğinin bildiğinden, bir çok yönden kendinden memnun olarak yetişti. Joan, Slyvia‘ya evi nasıl temizleyeceğini, nasıl yemek pişireceğini öğretmişti. Slyvia annesinin söylediklerini harfi harfine uygular, Joan da memnuniyetini belirtmek için ona sık sık hediyeler alırdı. Slyvia, annesinin yoğun olduğu bir haftada ona yardım ettiği için hediye ettiği Rus matruşka bebekleri hala saklıyor. Bir yetişkin olarak Slyvia‘nın erkeklerle sorunları var. Kendini dokunma yada cinsellik yoluyla ifade etmekte güçlük çekiyor. Aşkını annesinden öğrendiği yolla ifade edebiliyor: Erkek arkadaşının giysilerini ütüleyerek, öğle yemeğini hazırlayarak, günlük işlerini planlayarak. Evi pırıl pırıl. Fakat annesi sevgi ve dokunma arasında bir bağ kurmasını sağlayamadığından, Slyvia cinsellik konusunda rahat değil. Seksten uzak durmaya çalışıyor ve sevgisini göstermesine karşın erkek arkadaşlarının neden kendisini terk etmek istediğini anlayamıyor. Eğer Slyvia gibi cinsellik konusunda rahatsızlıklarınız varsa, aileniz temel olarak iyi, özverili sevgi dolu aileler olsalar da büyük olasılıkla dokunma konusunda rahat değildilerdi. Ebeveynlerinizin melek olmadığını kabul etmek size acı verebilir. Kendinizi, Slyvia‘nın da suçlu hissettiği gibi suçlu hissetmeyin. Bunun yerine dokunmaya çalışın. Bölüm sonundaki egzersizler size bir rehber olabilir.

 

Gerçekleri Hatırlamak

Ben on beş yıldır evli olduğu karısı Elise ile evlilik terapisine katıldı. Karısı, Ben’in sevişme tarzından hoşlanmıyordu. “Bütün görüntülerden, kokulardan, dokunuşlardan nefret ediyor. Biraz olsun sevişemiyoruz, ne kadar temiz olursam olayım duş almamı istiyor, vajinama asla dokunmuyor, sevişirken hiç ses çıkarmıyor.” Terapi süresince Ben’in annesinin hastalık derecesinde titiz olduğunu keşfettik. Ben kız kardeşiyle annesinin banyo alışkınlıklarıyla dalga geçtiklerini hatırladı. Nina banyodan çıktığında bedensel bir faaliyette bulunduğuna iz kalmazdı: Ne gaz kokusu, ne çiş izi, ne kullanılmış bir tampon! Her şeyi nasıl temizlediğini merak ederlerdi. Elise ise kaynanasının ve kızın ilk çocukları doğduğunda yardıma gelişini hatırladı. Nina, mekanik olarak ezbere hareketlerle dalmıştı. Kirli bez ortaya çıktığında burnunu tıkamış, sadece iki parmağıyla tuttuğu bezi çöpe fırlatmıştı. Bebeği mükemmel bir şekilde temizlemiş, ama ne bir öpücük kondurmuş nede onunla oynamıştı. Bezini bağlayıp, temiz bebeği Elise‘e uzatmıştı. Bu hikayeleri anlattıkça Ben’in bedensel görüntü, tat ve kokulara ilişkin duyarlılığının nedenini anladılar. Ben bu konuda almış olduğu olumsuz derslerin üstesinden gelmek için uğraşmaya karar verdi. Ben’in yapmaya karar verdiği değişiklikleri yapmak kolay bir iş değildir.

 

Sevişme şekliniz kendinizi rahat hissetmenizle ilişki içindedir. İlk adım kendinizi yeniden tanımlamak, cinsellikteki utancınızı, cinselliğin normal olduğu gerçeğiyle değiştirmektir. Reddettiğiniz davranışları neden reddettiğinizi öğrenmelisiniz. Bu nedenleri öğrenmek önceleri sizi cinsel açıdan olumsuz etkileyebilir. Ancak okudukça ve düşündükçe cinsel yaşamdan aldığınız zevk artacaktır.

 

Endişeyle Sevmek

Yetişkinlerin cinsel hayatı, bilinç altına yerleşmiş dokunmaya ilişkin anılarıyla ilişki içindedir sevgi dolu fakat endişeli ailelerin çocukları ilerde cinsel problemler yaşayabilir. Aileler çocuklarının duygusal ve fiziksel olarak üzerine gittiklerinde, dokunma, rahatlık ve huzurdan çok endişeyle boğma anlamına gelir.

 

Zack’la Greta evlilik terapisine katıldıklarında birbirini çok seven bir çift olduklarını belirtiler. Zack, duyarlı destekleyici bir eşti. Çocuklarını seviyor ,onlarla olumlu bir iliş ki kuruyordu. Greta’nın sorunu sevecen, olduğunda, Zack’ın kendini geri çekmesiydi. Zack, kendi davranışlarından dolayı şaşkındı. Greata’yı seviyor, onu fiziksel olarak çekici buluyordu. Ancak Greta ona yaklaşmak ve seks yapmak istediğinde onu reddediyor, kimi zamansa kaçıyordu. Aylarca süren bir araştırmadan sonra Zack, davranışıyla ailesi arasında bir bağlantı kurdu. Ebeveynleri sevgi dolu ama endişeli insanlardı. Babası mesafeli olsa da annesinin ilgisi oldukça zorlayıcıydı. Zack, Greta onu her kucaklamak istediğinde bunu annesinin aşırı ilgisi ve boğuculuğuyla özleştiriyor, kaçmak istiyordu. Zack, çocukları sarılmak istediğinde aynı tepkiyi vermediğini fark etti. Çünkü on aranla çok küçüktüler ve onu kontrol etmeleri ya da boğmaları mümkün değildi.

İhmalkar, Tehlikeli, Tacizci

Çocukların ihmal veya taciz edildiği ve aile içi şiddetin yoğun olduğu ailelerde yetişen çocukların ileride büyük sevgi ve dokunma problemleri olabilir.

John, birine bağlanmaktan korkuyordu. Annesi hayatını alkolik bir kocayla geçirmişti. O kadar derin bir depresyon yaşıyordu ki çocuklarıyla yeterince ilgilenemiyordu. John doğduğunda annesi bitkindi. Neyse ki oğlu fazla ağlamayan iyi bir bebekti. Öteki çocuklarıyla meşgul olması gerektiğinden John‘u çoğunlukla yalnız bırakırdı. John’a ilgisi gelişi güzel olarak tanımlanabilirdi. John büyüdükçe onunla ağabeyleri ilgilenmeye başladı. Anımsadığı bir olay, yüzüne futbol topu geldiğinde annesi yerine ağabeyine gitmesi ve kan içindeki yüzüyle kırık gözlüklerine karşın ağabeyinin yalnızca gülmesi. John, dokunmayla sevgiyi hiç özdeştiremedi, kimseye güvenmemeyi öğrendi. Tabii ki biriyle cinsel birliktelik fikride John’a korkunç geliyor. Kendisiyle ilgilenen kadınlar olduğunda kafası karışıyor, korkuyor, sonraysa kaçıyor. Bir ilişkinin özlemini çekiyor ama ilişki başlatamıyor. Sevebileceğinin farkında değil,ayrıca düş kırıklığına uğramaktan korkuyor.

Şiddet dolu bir evde büyümekse cinsel özdeşleştirmeleri saptırır, dokunmak tehlikeyle özdeşleşir. Bu tip evlerde yetişenler genelde gözlerini kapayıp yatamazlar. Güvenliğe ilişkin duyları sarsılmıştır.

Partnerinizin dokunma ve cinselliğe ilişkin tutumlarının ihmalkar, şiddet dolu yada tacizci bir aile tarafından bozulduğuna inanıyorsanız, üçüncü bölümden önce on birinci bölümü okuyun.

Umut Var

Ebeveynlerinizin size sevgiyle dokunmadığı bir evde yetiştiyseniz, bir yetişkin olarak dokunmak size imkansız olmasa da zor gelebilir. Ancak dokunmaktan hoşlanmayı öğrenmeniz, dokunulmaktan hoşlanmanız, hayatınızın her döneminde mümkündür. Eğer güvenli, sevgi dolu bir ilişki içindeyseniz, partneriniz sizin gelişiminizi destekliyor ve genital birleşme için baskı yapmıyorsa, dokunmayı öğrenmek için şanslı bir konumda bulunuyorsunuz demektir.

Betty ile Sam altı yıldır evlilerdi. Mutlu birliktelikleri süresince Betty seks yapmaktan hiç hoşlanmazdı. Rahatlayamıyor, zevk alamıyordu. Bunu karılık vazifesi sayıyordu. Bedenini başını taşıyan bir araç olarak görüyordu. Sam’in önerisiyle cinsel terapiye başladılar. Terapide Betty ‘nin ailesinin soğuk, kınayıcı bir ailede olduğu ortaya çıktı. Çocuklarına sevgiyle dokunmamışlardı. İçki içmez ve çocuklarını temiz, tok tutarlarsa mükemmel bir aile olacaklarına inanıyorlardı. Ancak haftalar sonra Betty ile Sam birbirine dokunmayı başarabildiler. Bu cinsellik dışı bir dokunma olsa da Betty kendini garip hissetmişti. Bir süre sonra bunun kendini çok özel hissetmesine neden olduğunu söylemeye başladı. Hayatında ilk kez çok özel olduğunu düşünüyor, dokunmaktan hoşlanıyor ve dokunularak rahatlıyordu. Bir haftalık tatile çıktılar. Son iki hafta genital dokunma alıştırmalarına başlamışlardı. Betty henüz bu dokunuşlardan cinsel zevk almıyor, sadece rahatlatıcı olduğunu düşünüyordu. Sam yanlış bir şey yaptığı endişesini taşıyordu. Betty ise ona yanlış yapmadığını, kendini giderek daha iyi hissettiğini, bu dokunuşları hak ettiğine inanmaya başladığını söylüyordu. Sam’in, Betty’in cinsel olarak uyarılmaması yüzünden üzüldüğünü anlamak kolaydı. Betty’de Sam’e dokunup ona zevk vermekten hoşlanıyordu. Olan şuydu: Betty, çocukluğunda eksik kalmış olan dokunma zevkini şimdi tadıyordu. Bu henüz cinsel bir zevk değildi. ”En sonunda Tanrım artık hissedebiliyorum diye düşünüyorum. İlk birisi bana böyle dokunuyor. Sanki daha önceden bir parçasının eksik olduğunu fark etmediğim bulmacayı ilk kez tamamlıyormuşum gibi.” Betty bazen beden dışı yolculuklar yapıyormuş gibi hissettiğini, yukarıdan kendine bakıp “En sonunda sana da oluyor! Birisi sana dokunuyor” dediğini söylüyordu. Bu şefkat ve dokunmalarda çıkardığı ders, değerli olduğuydu. Şimdilik dokunuşlar cinsel çağrışım içermiyorlardı, çocukluk yıllarında eksik kalmış bir deneyimin boşluklarını dolduruyorlardı. Betty de bunun farkındaydı. Dokunma kesildiğinde büyük bir mutsuzluk hissediyordu. Betty geçmişe dönüyor,dokunma ile sevgi arasında bir bağlantı kurmayı öğreniyordu. Tıpkı bir çocukta olduğu gibi, Betty içinde dokunmak ve cinsellik arasında bir bağ yoktu. Önce yepyeni bir deneyim olan sevilmeye kendine verilen fiziksel zevke alışmalıydı. Sam’e dokunuşları da değişmişti. Sam Btty’nin gün boyunca ona sarıldığını, sırtını okşandığını söylüyordu. Bunu daha önce hiç yapmamıştı. Ayrıca kendisi genital zevke henüz hazır olmasa da , Sam’in penisine dokunuyor ve eliyle zevk veriyordu. Betty, ailesinin kendine olan davranışlarını fark ettikçe yeni bir üzüntü dalgasına sürüklenmişti. Sam aylar boyunca kendini duygusal olarak dışarıda hissetti. Cinsel olarak kendini tatmin etmek zorundaydı. Birlikte yaptıkları şeyler uzun banyolar ve masajdı. Betty şu andaki durumdan çok zevk alıyordu ama Sam’in merak ettiği Betty’in cinsel yaşama başlayıp başlayacağıydı. Betty şanslıydı çünkü Sam sabırlı bir adamdı. Birkaç aylık dokunma egzersizlerden sonra, Betty kendi kendine cinsel zevk vereceği egzersizlere başladı. Bu egzersizlerle birlikte Betty, dokunma ile sevgi arasında bir bağ kurmaya başladı. On altı aylık cinsel terapiden sonra, Sam’la Betty seks yapmaya başladılar. Betty ile Sam’in başarısı birbirlerini çok sevmelerinden ve bağlılıklarından kaynaklanıyordu. En büyük değişim, Betty’nin cinselliği harika bulmasıydı. Sam, bütün üzüntülerini, düş kırıklıklarını cümlelere dökmüştü. Betty kendi duygularını araştırmak için cinsel yaşamlarına ara verdiğinde kızmamış, küsmemişti. Yaşamının dışında bırakıldığı anlara ait duygularını da kelimelere dökmüştü. Böylece terapi, önceki duygusal mesafelerinin üzerine yeni soğukluklar eklemişti. Bu ilişkiler Betty ile Sam’inki kadar güçlü olamaz. Eğer partnerinizle aranızda iletişim sorunu varsa; en az biriniz gergin, küskün hissediyorsa, güç ve kontrol problemleri yaşıyorsanız, cinselliğe ilişkin düşüncelerinizi değiştirmeye çalışmadan önce cinsellik harici ilişkilerinizi düzeltmelisiniz.

Cinsellik Harici Dokunmanın Önemi

Bazı genç erkekler yoğun seks isteklerinden dolayı cinselliği birleşmeyle ereksiyon gücüyle ölçtüklerinden, dokunma konusunda ki rahatsızlıklarının farkında değillerdir. Eğer partnerleri birleşmeden önce cinsellik harici dokunmanın azlığından yakınmazsa, cinsel eylem öncesinde dokunma oldukça sınırlıdır. Ancak otomatik ereksiyonların yok olduğu, seks isteğinizin azaldığı orta yaşlarda erkekler dokunmanın önemini kavrarlar. Bir çok erkek yaşı ilerledikçe meydana gelecek değişimleri öğrenmediği için panikler. Hemen uyarılmaları gerektiğini düşünürler, bu da artık o kadar kolay değildir. Orta yaşlarda partnerlerinin onlara dokunması cinsel olarak uyarılmaları için zorunlu bir hale gelir.B unun için bazı erkekler orta yaşlara kadar dokunmaya ilişkin sorunlarının, yetersizliklerin farkında değillerdir. Kadınların bedenleri erkeklerinkinden farklı olduğundan orgazm için gerekli uyarım öncesi cinsellik harici dokunma onlar için zorunludur. Bu tip dokunma yetersiz olduğunda, kadınlar uyarım eksikliğinden şikayetçi olurlar.

Örselenmiş Cinsellik” adlı kitabında “Sevgi Dokunuşu” konusunu aşağıdaki gibi anlatmışlardır:


Yorumlar