Depremin Etkileri ve Sosyal Destek Kavramı


01 Ocak 2016

800


Deprem felaketinin meydana getirdiği sonuçlar ile insanın ruhsal durumunu ifade ederken kullandığı terimler - yerle bir olmak, darbe almak, yıkılmak, çökmek, allak bullak olmak, sarsılmak, depreşmek, vb. birbiriyle oldukça bağlantılıdır. Bu anlamda depresyonun tanımına bakacak olursak; çöküş anlamındadır ve belirli bir düzeyden alçalmayı ifade etmektedir.

2010 yılında depremin şehirlerde ve binalarda oluşturduğu yıkım gibi insanlarda da oluşturduğu yıkımı araştırmak amacı ile yaptığım çalışmanın sonucu; depremin, depremzedelerin psikolojisini 10 yıl sonrada hala etkilemeye devam ettiğini göstermektedir.

Uygulama Yalova bölgesinde ikamet eden, 1999 Marmara depreminde bulundukları binanın çökmesi, enkaz altında kalma, yakın kaybı yaşama, mal kaybı yaşama gibi travmatik süreçlerden birini yada birkaçını yaşamış olan 190 depremzede üzerinde uygulanmıştır.

Bu araştırma sonucunda ‘1999 Marmara Depremini yaşayan depremzedelerin algıladıkları sosyal destek düzeyi azaldıkça, travma sonrası olumlu gelişim düzeyi azalmakta ve depresyon düzeyleri artmaktadır’ sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç bize sosyal destek kavramının önemini göstermektedir. Sosyal destek almayan depremzedeler yıllar sonrada yaşadıkları travmanın depresyonunu sürdürmektedirler.

Travma yaşayan insanlar için bu kadar önemli bir kavram olan sosyal destek nedir?

Sosyal destek, bireyin ihtiyaçlar hiyerarşisinde var olan ait olma, sevgi, takdir ve kendini gerçekleştirme gibi temel ihtiyaçlarının başka bireylerle kurduğu etkileşim sonucunda tatmin edilmesi anlamına gelmektedir.

Bilim adamları, daha önceki sosyal destek kuramlarından yola çıkarak sosyal destek türlerini dört boyutta ele almışlardır;

1) Duygusal Destek: Sevgi, hoşlanma, anlayış, kabul görme, değer verilme, özen gösterilme, korunma gereksinimlerini kapsayan destek türüdür.

2) Araçsal Destek: Parasal yardımı, materyal kaynakları, araç gereç yardımı gibi somut yardımları içeren destek türüdür.

3) Bilgisel Destek: Sorun kabul edilen olaylarla başa çıkmada, tanımlayıcı nitelikte bilgiler vermeyi ve böylece sorunu anlamayı sağlayan destek biçimi olarak tanımlanmaktadır.

4) Yaygın Destek: Boş vakitlerde diğer insanlarla zaman geçirme, eğlenme, rahatlama, sosyal arkadaşlık olarak tanımlanmaktadır.

Sadece deprem değil, sel, çığ gibi doğal felaketler; yangın, trafik ve uçak kazaları gibi insanlar tarafından kazayla oluşturulan felaketler ve savaş, işkence, tecavüz gibi insanlar tarafından bilerek ve kasıtlı oluşturulan olaylar, bireyler üzerinde travma etkisi yaratmaktadır. Bu tür olayların ardından gelişen fiziksel, duygusal, zihinsel, davranışsal ve sosyal bozuklukları içeren belirtiler Travma Sonrası Stres Bozukluğu başlığı altında tanımlanmaktadır. Bu olaylara maruz kalan kişilerin psikolojik gelişimleri açısından soysal destek almaları son derece önemlidir.

Başta deprem olmak üzere birçok felaket ile yaşamayı öğrenmek zorunda olan ülkemiz de sosyal destek kavramının önemi anlaşılmalı ve bu konuda hem bireysel hem toplumsal çalışmalar desteklenmelidir. 


Yorumlar