Evlilikte Uman-Zanneden Kadın ve Ezik-Ezgin Erkek


05 Ekim 2009

3507


Yaratıcılık-doğurganlık veya eziklik-ezginlik üzerine hiç kafa yordunuz mu?

Belli ki yoranlar var.

Bir nebze tohumu koynunda muhafaza eden- besleyen- serpilip semere olmasına vesile olan dişi/doğurgan kişinin bundan sonrada anaçlık görevi başlar.

Doğurganlık ve anaçlık tüm toplumsal düzenlerde kutsanmış meziyetlerdir.

Tüm duyularıyla meziyetlerini benimsemiş ve onunla barışmış dişi, var ettiğini en iyi şekilde yetiştirmenin yanı sıra, toplumsal barışıklığın da mimarı olmaktadır.

Kadın denen anaç/doğurgan cismani yeryüzündeki görevinin ne kadar sanatsal değerde olduğunu anlamalı.

Herkesin kendi yanlışını YAŞAMAYA hakkı olduğunu bilip, kabul eden;

Çevresindeki İnsanlara ve özellikle Sevdiklerine, istedikleri ve almaya hazır oldukları sürece her iyiliği yapmaya hazır olan;

İnsanların hayatlarıyla kendisininkiler arasındaki ÇİZGİYİ net olarak fark eden-ettiren;

Sevdiklerine-insanlara yardım etmeye çalışan ama onlara üzülüp –kahrolarak kendisini FAYDASIZ hale getirmeyen;

Sorumluluğun kendisini geliştirip OLGUNLAŞTIRDIĞINI, kendisini büyütüp güçlendirdiğini bilen;

En büyük görevi: Kendi haklarına sahip çıkmak ve başkalarının haklarına saygı duymak olan;

En birinci sorumluluğunun kendisi olmak olduğunu, kendisinin mutlu-sağlıklı ve başarılı olmasının yaşamsal gereklilik olduğunu fark eden birey, ikili ilişkilerinde de barışık ve paylaşan olur.

Karşı cinsten iki kişinin birlikteliğinde; UMMAK - ZANNETMEK ve RAKİP OLMAK üzerine yaşamın sağlıklı devam etmesi imkânsızdır.

Baktığını görme, gördüğünü anlama, anladığını yönete bilme özelliklerine sahip kişiler, ummak – zannetmek ve REKABET üzerine ilişki kurmazlar.

Evliliklerde veya flörtlerde daha başlangıçta yukarıda tarifini bulan tanı-teşhis özelliğinden mahrum olanlar, girdikleri hücre ile ilgili karşısındakini suçlayarak kendisini aklayamazlar.

İlişkiyle ilgili sağlam, içselleştirdiği/sindirdiği bilgisi olmayıp fikri olanlar, kısıtlı sayıdaki kıstaslara uygunluk aradığından edindikleri/kabullendikleri bilgide sınırlı olmaktadır.

Zamanla incelemediği irdelemediği davranış ve düşünce farklılıkları ortaya çıktığında, kendisinin verdiğinin karşılığını alamadığından bahisle dövünemezler.

Yangından mal kaçırır gibi bir an önce sevgilisi-kocası olsun diye, uyumluluk ve paylaşma-gelecek ve birliktelik kıstasları ve bunların içini doldurduğu hedefleri olmayanlar ya hedeflerini yeniden belirleyip, önüne çıkan kıstaslara (şimdi içinde yaşadığı şartlara)uygunluk gösterip razı olacak(elindekinin kıymetini bilecek) ya da birlikteliği sürdürme ısrarından vaz geçecek.

Elmasın-yeşimin-yakutun nasıl tanınacağını bilmeyen, kuyumcunun vitrininde görüp methiyelerini dinleyen ve bedelini ödemekten aciz kişi, çerçici(seyyar satıcı)den yok pahasına aldığı ziyneti her ne kadar hakiki ziynet niyetine taşısa da olmadık yerde rezil olacaktır.

Tanımak-anlamak için hiçbir teknik çaba harcamadan ve bedeli için birikim yapmadan elde edilen ziynetin sahte çıkması pekte şaşılacak şey değildir.

Zaman ilerledikçe birlikteliğin iki taraflı ilişki olduğunu unutup, sadece uman-zanneden, tanımak-tanınmak için parmağını kımıldatmayan, aynı noktaya/ufka bakmayan kadın erkeğin hastalıklı, defolu çıktığını nasıl anlar? Anlayınca ne yapar?

Kolay olduğunu sandığı fakat en zor yol olan karşısındakini reddedip suçlarımı? Eğer aymazlıkla hayal dünyasında yaşayıp, kendisini yetersiz gördüğü, aşağıladığı, iyi şeylere layık olmadığı fikrinden dolayı apar topar kurduğu, ilişki/evlilik konusunda karşısındakini suçlayacaksa durumu gerçekten vahimdir.

Yukarıdaki sebeplerden ruh sağlığı bozulduğu için uzmana başvuran kutsal/anaç şahsa uzman; geçmişte kişisel gelişim yetersizliği gereği böyle bir seçim yaptığını anlatmaz, FARKINDALIK ve af çalışmasını gelişimi ve değişimi için gerekli görmezde erkeğin odunluğundan dem vurursa bu daha da vahimdir.

Aydınlarımız-aydınlanmış olanlarımız bilinçli tüketici terimini temenni olarak çok sık kullanır.

Çerçiciden koca seçmemek için önce kendisinin birikimini(Öz güveni-öz saygısı-bilgi ve görgüsü) ve kocanın tanımını iyi yapabilmek gerek. Her şeye rağmen seçilmişse/edinilmişse şikâyet etmek, feryat figanla karşısındakini aşağılamak kendisini yüceltmeyeceği gibi ilişkisini de değiştirmeyecektir.

Kadınların haklarına sahip çıkmak başkalarını aşağılayarak olmaz, kadını kalifiye hale getirmeden adalet talebinin yerine gelmesi mümkün değildir.

Erkeğin eğitiminde ve sağlıklı/sağlıksız gelişmesinde(Erkeğin Annesi ve eşi olarak) çok önemli rol oynayan kadın, toplumsal barış ve refah adına iyi eğitilmeli, eğitimi oranında elde ettiği ilişkiyi de ileri götürmesi için cesaretlendirilmelidir.

Eziklik ve ezginlik için çare şikâyet etmek, tu kaka ilan etmek değildir.

Bir kadının eğitilmesi Dünyanın eğitilmesi, barışıklığın ve refahın artırılmasıdır.

Ağlayan-şikayet eden,suçlayan-sorumluluk almamak için şımarıkça davranan canlıya doğuryan/yaratan denmemeli.Yada doğurğana bu negatif bilinç/öğreti yüklenmemeli!


Yorumlar