Depresyon ve Mutsuzluk


31 Ocak 2011

2140


Depresyon kişinin bedenini, duygularını, düşüncelerini, çevresindeki insanlarla olan ilişkilerini, kısacası hayatının tamamını olumsuz yönde etkileyen bir rahatsızlıktır.  Psikolojik rahatsızlıklar arasında en yaygın olanıdır. Dünya çapında hastalık yükü anlamında en sık görülen 4. rahatsızlık depresyondur. Türkiye’deki oranlara bakıldığında kadınlarda %25, erkeklerde ise %10 sıklığında depresyon tanısı alacak kriterlere sahip kişinin bulunduğu belirtilmektedir. Erkeklerde bu oranın daha az gibi görülmesinin en önemli nedeni kadınlara göre depresyon konusunda tedaviye başvurmaktan daha çok çekinmeleridir. Kadınlarda daha çok görülmesinin nedenleri arasında da hormonlar, daha ayrıntılı bir şekilde düşünme eğilimleri ve toplumsal rol kimliklerinin erkeklerden daha fazla olması gibi nedenler bulunmaktadır.

 

Depresyon çocuklarda da görülebilmektedir. Ülkemizde %4 oranında çocuk depresyonu olduğu tahmin edilmektedir. Çocuklardaki depresyon daha çok okul korkusu, aileye fazla tutunma ve aşırı yaramazlık şeklinde görülebilmektedir.

 

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

 

Depresyon tanısının konulabilmesi için en az 2 hafta boyunca hemen hemen hergün, gün boyunca kişinin üzgün ve çökkün bir duygu içinde olması ya da ilgi ve hoşnutluğun kaybolması gerekmektedir. Buna ek olarak aşağıdaki semptomlardan en az 4 tanesinin bulunması gerekmektedir:

 

  • Uyumada güçlük çekmek
  • Hareketlerde yavaşlama, uyuşukluk ya da zaman zaman huzursuz bir hareketlilik içinde olmak
  • İştah azalması ve kilo kaybı ya da iştah ve kilo artışı
  • Enerji kaybı ve aşırı yorgunluk
  • Kendini eleştirme, hoşnutsuzluk, yetersizlik, değersizlik ve suçluluk duyguları
  • Düşüncede yavaşlama ve kararsızlık gibi dikkati toplamada güçlükten yakınma ya da gerçekten güçlük çekme
  • Ölüm ve intihar düşünceleri içine girmek

 

Depresyon Türleri Nelerdir?

 

En sık görülen depresyon türü majör depresyondur. Yukarıdaki semptomların en az iki hafta boyunca yoğun ve kişinin hayatını olumsuz derecede etkileyecek şekilde bulunması durumunda bu tanı konulabilir. Bunun yanında doğum sonrası depresyon, mevsimsel depresyon, kanser, diyabet vb. sağlık sorunları nedeniyle başlayan depresyon, karamsarlığın ön planda olduğu melankolik depresyon ve en az iki yıl devam eden daha hafif şiddetli distimik depresyon gibi alt kategoriler bulunmaktadır.

 

Depresyonun nedeni nedir?

 

Depresyonun birçok sebebi vardır. Genetik, nörokimyasal, hormonal, psikolojik ve çevresel nedenler kişinin depresyona girme riskini artırabilmektedir.

 

Genetik nedenlere bakıldığında anne baba gibi yakın akrabalarında depresyon olan bazı kişilerin depresyona girme açısından küçükte olsa bir risk taşıdığı düşünülmektedir. Ancak psikolojik ve çevresel gibi faktörlerde işe karıştığı için genetik etkenlerin etkisi depresyonda çok yüksek değildir.

 

Beyindeki nörokimyasal yapıdaki özellikle serotonin denilen maddenin miktarının ayarlanmasında bazı sorunlar olduğunda kişi depresyona girebilmektedir. Depresyon tedavisinde kullanılan antidepresan ilaç tedavisi de başta serotonin gibi maddelerin beyindeki dengesinin sağlanmasını amaçlar. Genetik nedenlerde olduğu gibi nörokimyasal nedenlerde psikolojik ve çevresel etkenlerle ilişkilidir ve birbirlerini etkilemektedir. Dolayısıyla depresyonun tek nedeni değildir. 

 

Hormonal düzensizliklerden dolayı da kişi depresyona girebilmektedir. Kortizol gibi bazı hormonların düzensizliğinden dolayı iştah azalması, uykusuzluk gibi depresyonda görülebilecek semptomlar ortaya çıkabilmektedir.

 

Psikolojik nedenler birçok çeşittedir. İçedönük, pasif kişilik özellikleri, takıntılı düşünme, karamsar bakış açısı, geçmiş travmatik olayların etkisinden kurtulamamak, duygu kontrolünü etkili bir şekilde yapamamak, iletişim güçlükleri yaşamak ve başka psikolojik rahatsızlıklara sahip olmak gibi nedenler kişinin depresyona girmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

 

Ekonomik güçlükler yaşamak, bir yakınını kaybetmek, stresli bir olay yaşamak, aile içi problemler vb. çevresel nedenler eğer psikolojik ve diğer nedenlerle birleşirse de kişi depresyona girebilmektedir.

 

Mutsuzluk ve depresyon aynı şeyler midir?

 

Bu iki kavram bir çok kere karıştırılmaktadır. Mutsuzluk genel ve doğal bir durumdur ve kişinin moralinin iyi olmadığı, keyifsiz bir ruh halini kapsar. Çevrenizdeki birçok kişi hayatının bir bölümünde muhakkak mutsuzluk içine düşmüştür. Yukarıda belirtilen çevresel etkenler karşısında zaman zaman mutsuz bir duygudurum içine girmek normaldir. Mutsuz olduğunuzda günlük işlerinizi halledebilirsiniz, performansınızda bir gerileme olmaz. Depresyonda ise daha özel bir durum vardır. Uzun süre devam eden yoğun bir mutsuzluğa ek olarak karamsar düşünce, uykusuzluk, isteksizlik gibi belirtiler kişinin yaşamını çeşitli ölçülerde kısıtlamaya başlar. Depresyonun yoğunlaştığı durumlarda bazı kişiler de intihar düşüneleri bile oluşmaya başlayabilmektedir.

 

Depresyonun tedavisi nedir?

 

Depresyonun iki temel tedavisi vardır. Bunlar ilaç tedavisi ve psikoterapidir. Psikiyatrist tarafından uygulanan ilaç tedavisiyle nörokimyasal düzeyde müdahale edilir. Uykusuzluk, isteksizlik, olumsuz duygularınızı yoğun bir şekilde yaşama gibi semptomlar yatıştırılmaya çalışılır. Bu şekilde kişi günlük işlerini yapabilme konusunda kendisini biraz daha iyi hissedebilmektedir. Eğer kişinin depresyonu yaşamını dikkate değer şekilde kısıtlıyorsa ve intihar düşünceleri varsa mutlaka ilaç tedavisi uygulanmalıdır.

 

İlaç tedavisinin yanında ya da hafif şiddetteki durumlarda ilaç tedavisine alternatif olarak psikoterapi de uygulanmaktadır. Psikoterapi problemlerinizin, düşüncelerinizin, duygularınızın, davranışlarınızın, ihtiyaçlarınızın ve yaşamınızın çeşitli alanlarının incelenerek problemlerinizin nedenlerinin sizinle birlikte analiz edilmesi ve bunlarla başaçıkmanız konusunda size yardımcı olmayı sağlayan sistematik bir yaklaşımdır. Psikoterapi diğer insanların size zaten yapmış olabileceği gibi bir nasihat ve akıl verme değildir. Yeri geldiğinde tavsiyelerde bulunulmakla birlikte asıl yapılan şey size en uygun olan çözümü kendinizin bulmanıza ve bu çözümü etkili bir şekilde uygulamanıza yardımcı olmaktır. Bu yüzden probleminizin karmaşıklığına bağlı olarak birkaç seans sürebilmektedir.

 

Depresyonda olan bir kişiyi çamura saplanmış bir araba olarak düşünürseniz bu arabanın çamurdan çıkıp bir an önce harekete geçmesinin süresinin kısaltılmasında ilaçların önemli bir katkısı olmaktadır. Ancak araba çamurdan çıktıktan sonra direksiyonu nasıl kullanacağını, hangi yollara girmeye ihtiyaç duyduğunu, bu yollarda nasıl süreceğini ve bir daha çamura nasıl saplanmayabileceğini analiz edip uygulamak direksiyondaki kişiye kalmıştır. Sadece ilaç tedavisi alıyorken kişi bu analiz ve uygulamayı kendi başına da yapabilir. Ancak bunu yapmakta güçlük çektiğini, sıkıntılarının devam ettiğini farkediyorsa uzman bir psikologtan psikoterapi desteği alması faydalı olabilir. Depresyondaki kadar yoğun ve kısıtlayıcı olmasa da eğer kişi zaman zaman mutsuzluğundan yakınıyorsa ve günlük stresle başaçıkma konusunda zorlanıyorsa bu durumda da psikoterapi desteği alabilir.

 

 


Yorumlar