Değişime ve Gelişime Hazır Mısınız?


27 Haziran 2015

1575


Değişen ve gelişen bu çağda herkes olabilmeyi başarıyoruz ancak kendimiz olamıyoruz.

Sürekli teknolojinin, medyanın bize empoze ettiği kişi ya da kişiler olmaya çalışıyoruz, çabalıyoruz.

Yani biz sürekli özdeşim kurmaya çalıyoruz. Kadınlar bir Mira bir Bihter olma yolunda çabalarken, erkekler bir Polat bir Ezel ya da bir Behlül olma yolunda kendinden, değerlerinden, özünden uzaklaşmaktadır.

Bu ilk başlarda kişileri mutlu ederken, tatmin ederken belli bir zaman sonra özde mutsuz olmaya, değersiz hissetmeye, tatminsiz olmaya sebep olmaktadır.

Özdeşim kurma sağlıklı bir gelişim için her ne kadar vazgeçilmez ise de kurulan özdeşimin sağlıksız olanları da mevcuttur.

Sağlıksız kurulan özdeşimin temelinde özsaygıyı ve özsevgiyi sarsıcı ve yıkıcı sevgisizlik, güvensizlik ve değersizlik vardır.

Oysa tüm bunlara gerek kalmadan hayatı istediğiniz gibi yaşamak, hayattan zevk alırken mutlu ve mesut olarak yaşamanın sırrı çok basit.

İşte size altın değerinde öğütler;

KENDİNİZİ ÖZÜNÜZ İTİBARİ İLE SEVİN KABULLENİN.

Sevmek; sevgilimizi, eşimizi dostumuzu sevmek ile başlamaz. Sevmek, önce kendimizi sevmek ile başlar. Kendimizi kabullenmek ile başlar.

Hayatınızı değiştirmek, hayattan zevk almak ve hayatta mutlu olmak istiyorsanız önce kendinizi severek ve olduğu gibi kabullenerek ilk adımı atmalısınız.

Kedini sevmeden bir başkasını sevmenin ve bağlanmanın altında yatan gelişmeyen ve olgunlaşmayan bir kişilik vardır. Ve bu sevgiden öte aciz bir bağlılıktan öte değildir.

KENDİNİZE DEĞER VERİN

Sen kendine değer vermezsen bir başkası neden sana değer versin?

Eğer değerli olmak istiyorsanız, değer görmek istiyorsanız önce kendi özünüze ve sizi siz yapan değerlerinize önem ve değer vermelisiniz.

Yaşamınızın daha renkli, hayatınızın daha canlı olması için size zevk veren, yapıldığında mutlu hissettiğiniz şeyler yapabilirisiniz. Değer konusunda bakın Montaigne ne demiş:

“Kimi insan ile kimi insan arasındaki uzaklık, kimi insan ile kimi hayvan arasındaki uzaklıktan daha büyüktür. Üstelik kafa dereceleri buradan göklere çıkacak bir merdiven basamakları kadar sayısızdır. Ama insanları değerlendirmeye gelince, ne tuhaftır ki varlıklar içinde kendi değerleriyle ölçülmeyen bizleriz. Bir atı güçlü ve çevik olduğu için överiz, kuşamıyla değil. Bir tazı koşmasıyla övülür, tasmasıyla değil. Bir kuş kanadıyla övülür, püskülleri ve çıngıraklarıyla değil. Niçin insanı da kendinin olanla değerlendirmiyoruz? Aradığınız kılıcın değeridir, kının değil. Kınından çıkınca belki de beş para vermezsiniz kılıca. İnsanı kendi değeriyle ölçmeli, süsü püsüyle değil.”

ALÇAKGÖNÜLLÜ VE HOŞGÖRÜLÜ OLMAYI ÖĞRENİN

Alçakgönüllülük demek dolu olmak, özünde ve sözünde bir olmak demektir.

Bir heykeltıraşın eseri gibi fazlalıklardan kurtulmuş saf, kıymetli ve değerlerimizle var olmak demektir.

Kendini dev aynasında görmemektir. Meyve veren ağacın başı eğik olur der atalarımız. Alçakgönüllülük demek kendini bilmek demektir. Gösterişten uzak, sade ve yalın olmak; öze önem vermek demektir.

Bilginizle, anlayışınızla fikirlerinizle insanlar kabul görün egonuz ile değil. Çünkü bilgi arttıkça ego azalır, bilgi azaldıkça ego artar der Albert EİNSTEİN

Alçakgönüllü olmayı öğrenir ve başarırsanız beraberinde hoşgörülü olmayı da başarırsınız.

DEĞİŞİME ÖNCE SİZ HAZIR OLUN

Girdiğimiz bu teknoloji ve bilgi çağında gün geçmiyor ki bir şey değişmesin, değişime uğramasın. İklimin ve hayat şartlarının günbegün değiştiği, bilginin çok çabuk tüketildiği ve teknolojinin çok hızlı değiştiği bu ahir zamanda değişime, yeniliğe açık olmamak düşünülemez.

Değişime önce siz hazır olursanız etrafınızdaki her şey değişime uğrar. Algınızı, fikirleriniz düşüncelerinizi ve bakış açınızı değişime açık tuttuğunuz sürece her şeyden daha keyif alır hale gelirsiniz.

Unutmayın her şey sizin ilk adımınızla başlar. İlk adımı atmaya hazır mısınız?

Aynanın karşısına geçip kendinize odaklanmanın, iç sesinize kulak vermenin tam zamanı. İçsesinize kulak verdikçe, içsesinizi duydukça etrafınızda meydana gelen değişimi fark edeceksiniz.

AKTİF BİR DİNLEYİCİ, ETKİLİ BİR KONUŞMACI OLUN

En büyük erdemlerden biri de kendimizi anlatmak, ifade etmek; karşımızdakini anlamaktır. Ancak günümüzde biz insanoğlu olarak sadece haklı çıkma derdinde olup başkalarının ne dediğini pek önemsemeyen bir hal aldık. Bundan dolayı hem insanlara kendimizi ifade edemiyor hem de karşımızdakini anlamıyoruz.  Bu da doğal olarak stresli, agresif ve iletişim kurmakta zorlandığımız bir durum yaratmaktadır. Bunun üstesinden gelmek için yapmanız gereken ise;

Açık fikirli olmak, bilgilerinizin ve fikirlerinizin derinliğini araştırmak ve doğruluğundan emin olmak, farklı fikir ve görüşlere açık olmak ve saygılı olmak aktif bir dinleyici olmanız için dikkat etmeniz gereken noktalardır.

Unutulmamalıdır ki; aktif bir dinleyici aynı zamanda etkili bir konuşmacıdır.

Yazımıza Can YÜCEL’in sesine kulak vererek son verelim. Bakalım Can YÜCEL ne diyor bizlere, sizlere…

“Kendine bak kendine…

Özüne, sözüne benliğine.

İlgilenme kimseyle, kim ne yemiş, ne giymiş bundan sana ne. Sen kendini besle, bilgiyle, sevgiyle, şefkatle. Ancak o zaman ulaşırsın, insan olmanın erdemine…”


Yorumlar